İki, i-ki, ikinci yaş, ikinci yaşımız, ikinci yılımız kutlu olsun....




İKİ…
İ-Kİ…
İki hece, 3 harf, 730 gün,  17532 saat…

Dünyaya gelişinizin, hayat gözlerinizi açıp hayatımı değiştirmenizin, açılmamış gözlerimin açılmasının, anne oluşumun, dünyanın en zengin kadını oluşumun 2. yılı kutlu olsun…

“İyi ki varsınız” demek sizin hayatımda ne kadar büyük ve etkili bir yerde olduğunuzu ifade etmek için çok zayıf kalır. Size olan sevgim, düşkünlüğüm, sarhoşluğumu kelimelere dökmek, ifade etmeye çalışmak aslında koca bir okyanusun kıyısının resmini çizmek gibi bir şey.

Üçüz anneliği zordur, üçüz anneliği yıpratır, üçüz anneliği zorlar, bazen ağlatır.
Ama 6 tane minik el verir Rabbim ellerine, ellerini tutmak isteyen;  6 minik göz sana bakan; 6 minik ayak mis gibi kokan, 3 minik melek sana muhtaç olan. Üçüz annesi bölünür, üçüz annesi bölüşür, üçüz annesi düşünür. Bütçesi hassas, enerjisi bir insan gücünde ama yetmeye çalışan ama bazen kendine inanamayan ama bazen tökezleyen ama hep zengin, hep mutlu, bir öpücükle tüm yorgunluğu unutan…


2. yaşınızda olduğunuzu hayal etmek şöyle dursun kalsın; size hamileyken, sizinle aynı bedendeyken sağlıkla ve ileri haftalarda doğacağınızı düşünmek bile ne büyük hayal ve duaydı. Neler yaşadık, neler bu 7532 saatte. İlk önce anne karnından sonra dünya denilen Allah’ın bin bir güzelliğini barındıran yerde yaşayabilmek için bir müddet çaba verdiniz, git gide büyümeye gramlar almaya başladınız. Önce gaz problemleri bitti 4. ayda, Ömer ile Emir’in fazlalıkları gitti erkek oldunuz J 5. ay bahar geldi, agular konuşmalar, ek gıdalar, kucaklardan yerlere inip, dönmeler, yeni dişler bol uykusuz geceler, 8-9-10 ay emeklemeler, yuvarlanmalar, oyuncaklarla oynamalar ve 1. yaş ne uzun ama en kısa bir süre. 1 yaş sonrası ilk adımlar, yaramazlıklar, her şeyi ağza almalar, her çekmece ve dolabı açmayı farz bilmeler, her açık kapıdan içeri girmeler J yavaş  yavaş parkı, sokağı tanımalar ve sık sık çıkmak için ağlamalar, ilk kelimeler, iki kelimeli cümleler, yaz ayı ile ilk tatil, yaz boyu her gün banyo yapmak için kapı önü ağlamaları, yaşanan ilk bayramlar, bu arada yanımızda olanlar, yanımızdan ayrılanlar,  ilk düşmeler, ilk yaralanmalar, ilk hastalıklar, ilk ilaçlar, sizin olduğu gibi benim de sizle yaşadığım tüm ilkler. Bu arada değişen  aylar, mevsimler, yıllar, yaşlarım, yaşlarınız.

2. yaşınız bitiyor, oysaki hep varmışsınız gibi ya da siz yokken biz nasıl yaşarmışız ne boşmuş.  Günde 8 saat uyumazsam uykumu alamıyorum dediğim günler varmış da di-li geçmiş zamanlarda kalmış; şimdilerde günde 2 saat uyursak ne ala, uyumadan işe gitmişliğim çok iyi ki makyaj malzemelerim var diyorum öyle zamanlarda J

Çok hızlı öğreniyor, çok hızlı büyüyorsunuz. Üçünüzün de karakteri birbirinden farklı, aynı konuya farklı tepkiler gösteriyorsunuz. Aynı anne babadan aynı gün doğan aynı burçtaki üç farklı kişilik olarak karşımızda duruyorsunuz. Bizler de bazen hayretler içinde bazen gururla ama hep itinayla izliyoruz sizi. "Terrible Two"nun "Triplet" versiyonu karşımızda durup "Hayır" lar , Olmazlar" ile başlayan cümleler kuruyorsunuz.Bizlerinde "Siz ne zaman büyüdünüz de..." ile başlayan cümlelerimiz sıklaşıyor. Yeni bir yaşınız daha var. Yeni yaşınız kutlu olsun.
Elleriniz ellerimizden ayrılmasın, ömrünüz uzun olsun...

İki yaşındasınız,
Büyüyorsunuz,
Büyüyorum.

Sultan Lostar
06 Aralık 2013

Nasıl geçti haberli, o güzelim YAZ...

Çok zaman oldu yazmadım, yazamadım.
Konular biriktikçe birikti ve bu arada güzelim yaz geçti…
Kendisi uzun, yazması kısa, tadı damağımızda güzelim yaz ayları genel olarak bizim için de güzel geçti. Yaz boyunca iki tane bayram, bir mezuniyet, 1 ay çocuklarla evde baş başa vakit geçirme imkanı, birkaç düğün ve nikâh, bir iki ev gezmesi ve en önemlisi ilk tatilimizi geçirdik.

Haziran ayında kız kardeşim, Ömer & Elif& Emir’in “tiiizee”si mezun oldu, artık yollarını gözleme derdimiz bitti, İstanbul’da bizimle. Özlersek Aslıcıkkkkkkk  ( bu arada Aslı, benden 10, abimden 13 yaş küçük olduğundan ailemizin en ufağı,hep ufağı simgesi olarak adının sonuna cık eklenmiştir, hala da böyle davam ediyor) gel diyoruz geliyor, çoğu zaman gel dememize gerek kalmıyor “ya ben  çok özlüyorum” diyip çıkageliyor. 
Oyunlar oynuyor, dans ediyorlar, geziyorlar, sohbet ediyorlar, teyzelerinin telefonlarına pek meraklılar arada araklayıp bir köşede kurcalamaya koyuluyorlar :)

Temmuz ayında mübarek Ramazan ayı ile sahur-iftar telaşı, iftar yemekleri, iftar davetleri koskoca Ramazan ayını harala gürele geçirdik. Eskisi gibi kalabalık iftar davetlerimiz olmasa da mütevazi soframızda iftar- sahur yaptık hep beraber.
Ramazan Bayramı tatili itibariyle ananemizi memlekete gönderip, bayram sonuna 2,5 hafta yıllık izin alarak 1 ay evde ananesiz, servis,iş, mesai, ne giyineyim derdi olmadan bebeklerimle, meleklerimle geçirdim Ağustos ayını. İlk hafta kabus gibi geçti, annede uyumayan, anneden yemeyen ama anne isteyen 3 bebek. Naz, kapris hat safhada,ister delir, ister çıldır :) Annemin dediğine göre benim işte olduğum zamanlarla, evde olduğum zamanki çocuklar arasında uçurum var :) "bunlar sana yapıyorlar" diyor annem. Ben eve gelince bir ağlamalar, nazlar, kaprisler. 
Neyse ki ilk hafta kabus olan izin günlerimde yavaş yavaş sakinleştik, alıştık, sakinleştik.

Suyu biberonla içmekten bardakla içmeye terfi ettik. Artık suyu içmek istediklerinde “suuuuuuuu, bardaktannnnnn” diye istiyorlar. Pek bir hoşlarına gidiyor bardakta su içmek. Biri isteyince diğerlerinin de aklına geliyor sıra ile kuş gibi su içiyorlar :)

Bir başka önemli gelişme de 20. ay itibariyle Ağustos ayında öğlen uykumuzu ikiden teke düşürmek oldu. Gece uykuları hala olmayan bu bebekler için; az az kalitesiz uykudan sa tek ama kaliteli öğlen uykusu temennimiz gece uykularının düzelmesinde işe yaramadı. Kaliteli öğlen uykusu kısmında ise işe yaradı mı bilmiyorum; uyuyan çocuk yine uyuyor, uyumayacak olan yine en fazla 45 dakika 1 saatte uyanıyor. Sabah 06:30-07:00 arası güne başlayıp 12:00-13:00 arası öğle uykusuna geçiyorlar; akşam ise 20:30 da başlayan alt değiştirme, pijama giyme, uykuya ikna etme çalışmalarımızın sonuç verdiği saate gencel 21:00-21:30 arası uyuyoruz.

Ağustos ayında izinde olduğum günlerde akşam saatlerinde hava serinleyince çocukları dışarı çıkardım, bazen yardımcımızla bazen yalnız binamızın arkasındaki büyük otoparkta top oynadık. Bu üç kişilik çete her akşam sigara izmariti, mandal parçaları, yada ufak taşları ağızlarına atana kadar oynayıp, kontrol benden çıkınca alel acele fırça yiyerek eve çıkartıldılar . Ertesi akşam aynı senaryo devam:)
Yaz günü dışarıda top oynayan çocuk olur da dizleri yarasız olur mu?
Maalesef Emir ile Elif de ilk yaralarını aldılar dizlerine.



Sonra bu yaz  ilk defa özene bezene resim defteri ve boya kalemi aldım. Kalemleri birbirlerinin gözlerine sokarlar bir yerlerine batırırlar diye vermemiştik. Bu nedenle kısa kuru boya almayı tercih ettim.Elif ile Ömer aşağıdaki resimdeki gibi heyecanlı ve uslu uslu boya yaparken; Emir Efendi boyaları yemeye çalıştı. O'na vermeyince de bastı yaygarayı. Gözetimde verirsem yine yemeye çalıştı hala da yeme eğiliminde :) Aşağıdaki fotoğrafta 3 çocuk arasında bir farkı görebilirsiniz :)
Efendim annemin kızıyım. Canımıza dur, rahat vermeyi bilmeyiz. İşe gidemezsem evde kendime iş çıkarırım. Veee güzelim yaz ayının en güzel nimetlerinden olan miss gibi Çanakkale domatesinden kış ayına hazırlık domates konservelerimi yaptım. Mahallenin pazarını keşfedip, mis kokulu şeftalilerden reçeller pişirdim. Kış ayları için salçalar, domates konserveleri, reçeller hazır :)

Bu aradaaa yaz aylarındaki düğün, doğum günü gibi davetler katıldık biz MAaile;
Mesela; bu fotoğrafta Ebru Tiryaki teyzelerine yaptığımız surpriz doğum günü partisinden; Ebru teyzelerini işten yorgun argın geldiği evinin bahçesinin baş köşesinde karşıladılar.
Mesela Merve Teyzelerinin  en mutlu gününde yalnız bırakmayıp nikahlarına katıldılar;

 Mesela Emre abilerinin sünnet düğününe katıldılar ki o gün Tolga ile yalnızdık. Elif takı töreni esnasında fotoğraf çekilen davetlilerinin önünden ayrılmayıp her fotoda çıkarken, Ömer ile Emir balon peşinde koşmayı tercih ettiler :)

Yaz aylarını geride bıraktık. Havaların soğuması, günlerin kısalması ve kararması, yeni virüsler, yine hastalıklar ve bu arada geçecek olan zaman. Hep diyorum; büyüyorsunuz, büyüyorum. Sizlerin hayatınızın ilklerini sizlerle bende yaşıyorum. Yanınızda olmaya, elinizden tutmaya, canımdan can katmaya çabalıyorum. "Elle tutulabilir ve sayılabilir" imkanlarımızın sınırı olsa da ben size verebileceğim sonsuz sevgi, ilgi,şefkat,merhamet derdindeyim....
Kocaman bir yaz geçti, büyüyorsunuz, büyüyorum...


Ömür boyu aynı yolda hep beraber yürümeniz dileğiyle...

Kurban Bayramınız Mübarek Olsun

ilk defa gerçek inek gören Ömer & Emir

                              Kurban Bayramınızı en içten dileklerimle kutlarım. 
                    El öpecek küçükleriniz ve elini öpeceğiniz büyükleriniz çok olsun.
                Seneye sevdiklerimiz yanımızdan eksilmeden kutlayabilmek dileğiyle :)

Kısa Bir Tatilin Uzun Bir Yazısı...

Kısa Bir Tatilin Uzun Bir Yazısı
Bizim minikler suya bayılıyor. Yaz sıcaklarında çete olup banyo kapısı önünde toplanıyorlar “bıdı bıdı” yapacaklarmış :) zavallı anneanneleri onları banyoya sokana kadar kapı önünden ayrılmak, ikna olmak bilmiyorlar. Yaz sıcaklarında günde üç defa yıkadığım olmuştur. Sabah uyan hadi elini yüzünü yıkayana kadar sok banyoya rahatlasın, öğlende çok sıcak, uyku öncesi  rahatlasınlar,bazende akşamüzeri :) hadi bu da anneden olsun banyosu yaptık. Bazen küveti doldurup oynamalarına izin verdik. Sudan hiç çıkarmazsan gıkları çıkmaz, çıkar bizi demezler. Su olsun yeter onlara.

  


Çocuklar ile tatile gitmek, onları deniz ile tanıştırmak en büyük hayalimdi :) Doğdukları kış, sabahlara kadar uyumadığım el kadar bebeklerle ilerde yapacağımız tatillerin, onlar ile gideceğimiz gezmelerin hayalini kurdum durdum :) Bu yaz tatilimiz için Ayvalık  - Altınoluk vs. gibi bir tatil yerinden tutarız bir pansiyon gideriz maaile hem biz rahat ederiz hem hepimize değişiklik olur diye düşünmüştüm. Fakat hesaba katmadığım bir durum oldu ve 1 yaşlarını geçtikten sonra Ömer ile Elif’i araba tutmaya başladı. 20 dakika -30 dakikadan sonrası çocuklara işkence.  Başlıyorlar kusmaya :( Bu durumda bizim araba ile yolculuk yapmamız imkansız oldu, üstelik arabada bir süreden sonra çok sıkılıyorlar, ağlıyorlar. Ve benim araba ile gideceğimiz tatil hayallerim suya düştü.
Arabalı yolculğumuzdan bir kare :)
Ömer ile Emir oto koltuğunda, Elif kucağımda.
  • 2 veya daha fazlası çocuk -bebek varsa aile odasında kalmanız gerekiyor ve aile odası çoğu otelde ya yok ya az sayıda var erkenden rezervasyon yapmak gerekiyor.
  • 2 oda satın alalım bir odaya 2 bir odaya 1 park yatak koyalım diye düşündüm fakat 2 park yatağın bile sığmadığı odalar var mutlaka öncesinden otele sığar mı diye sormak gerekiyor.
  • 2 park yatak veririm üçüncü yatak yok diyen rezervasyon görevlileri; 1 bebeği yanıma alırım napalım 3 beş gün idare ederiz dediğinizde bebeği yanınıza almanıza yatırmanıza izin vermiyorlar???
  • Bazı oteller hava alanına çok uzak maliyete hava alanı-otel ulaşım bedelini de eklemek gerekiyor.
  •  Hava alanına yakın olup denize çok uzak, denize yakın ama hava alanına uzak, denize yakın ama önünden anayol geçen karşıya geçmeniz gereken, deniz taş olup girmesi zor olan oteller var. Tek tek konuşup iyi düşünmek lazım.
Bu duruma uçak ile yolculuk yapıp hava alanına çok uzak olmayan bir otelde güzel bir tatil yaparız diye çözüm buldum, üstelik tatil köylerinde ve tatil beldelerindeki otellerde 0-6 yaş ücretsiz diye biliyordum. Öyle biliyordum ama maalesef öyle değilmiş. 

Eşim, ben, kız kardeşim olmak üzere 3 yetişkin 3 bebek için tatil yeri bakmaya başladım. ETS turun web  sitesinden tarihleri girip -  3 yetişkin fiyatını hesapladım uyar uymaz bakarken beğendiğim bir otel için ETS tur çağrı merkezini aradığım da öğrendim ki  0-6 yaş 2 bebeğe kadar ücretsiz,eğer 3 bebek varsa oteller 1 yetişkin ücreti ekliyorlar. :) Hadi hayırlı olsun vatana millete :)
Bebeğin hiçbir maliyeti olmadıklarını onlarda biliyorlarmış ama kural böyleymiş. 
Çok otel aradım çok otel sitesi gezdim veeeeeeee öğrendim ki: 
Tam 3 hafta boyunca otel, tur firması sitelerini hatmettim. İşin içinde çocuklar olmasa yok istemiyorum tatil filan öncesinde daha çok yoruldum, tatilden soğudum.  Uygun otel olmayınca kiralık apart otellere baktım ama üzerine yemek masrafını ekleyince aynı oluyor. Üstelik 3 bebek ile en az 3 öğün yemek hazırlama telaşı da cabası. 

Neyse efendim en sonunda bir tur firması üzerinden Ölüdeniz’deki Akdeniz Beach Hotelin bilgilerine ulaştım. Otel görevlisi bayan üçüzleri öğrenince çok heyecanlandı ve yardımcı oluruz aile odasında kalabilirsiniz dedi. Aaa süper, fiyat da fena değil hava alanına yakın e Ölüdeniz’e yürüme mesafesi daha ne olsun hem otelin fotoğrafları da sitelerde süper görünüyor dedikkk ve yaptık rezervasyonu. Gidebileceğimiz tarih aralığı için olabilecek en uygun fiyat için uçak biletlerini de aldım, başladık tarihin gelmesini beklemeye.

Tatile 1 hafta kala oteli aradım, hani biz rezervasyon yapmıştık şu tarihlere şu fiyattan şu kadar kişi, gelmeden bir teyit etmek istedim diye veeeee öğrendim ki benimle konuşan kız işten ayrılmış :) rezervasyon bilgisinde  bebeklere dair bilgi yok . Rezervasyon fiyatı da farklı. Zaten bir sorun çıkmasa şaşıracaktım. 
Neyse otel yetkilisi ile görüştük öyle böyle derken yardımcı oldular anlaşılmış fiyat üzerinden anlaştık. 3 park yatak istediğimi belirttim. Buradaki hatam ilk görüşmelerimi mail ile yapmamam yada yazılı konfirmasyon almamam, bu da kulağıma küpe olsun.

Ve hazırlıklar başlasın:
Daha önce belirtmiştim. Eski bir yönetici asistanıyım.  Organize olmayı severim ve genelde iyi bir organizatörüm :) Zaten durum böyle olmasa 3 çocuk onların tüm ihtiyaçlarının karşılanması , alışverişler, ev ve iş.. yani her şey çoktan patlamıştı buna eminim :)

Bundan önceki tatillerimizde de bavulları ben hazırlardım, kendi hazırladığım bir "Tatile giderken yanınıza almanız gerekenler" listem vardı , çıktısını alıp listeyi kontrol ederek kapatırdım bavulları. Bebeklerim ile tatile giderken de, internet denizinde yüzüp, yanıma almam gerekenleri aklıma geldikçe yazıp güzel bir liste oluşturdum. İşte bu listeyi aşağıda görüyorsunuz, işinize yarayacağını düşünüyorum, en azından fikir verir :)


Tatil Hazırlıklarınızı yaparken önereceğim bir konuda yanımızda götüreceğimiz ilaç, güneş kremi, bebek kremi, yağı gibi sıvı şeyleri taşırken dökülmelerine karşın strech filme sarmanız. Ben tüm ilaç ve bakım malzemelerini bu şekilde sarıp, fermuarlı çantama dizdim. Hem aradığıma hızlıca ulaştım hem de sorunsuz götürüp getirdik.
Ve Geldi çattı beklenen tatil günü...
Bebeklerle uçak yolculuğu:
29 Ağustos Salı günü 10:50 uçağı ile Dalaman uçtuk. 3 yetişkin 3 bebek. Uçuş öncesi çağrı merkezini aradığım, üçüzde yan yana oturmalıyız diyip durumu anlattım. Pegasus havayolları yetkilisi check-in işlemlerini havaalanında yaptırırsanız yan yana oturmayı rica edebilirsiniz diye bilgi verdi.  Fakat havaalanına gidince ; her sırada ancak bir bebek olabilir kuralı olduğunu söyleyip ard arda koridor kenarına koltuklarımızı verdiler.  

Yolculuğumuz genel olarak iyi geçti. Emir bende, Ömer babasıyla , Elif ise teyzesi ile uçtu.

Yolculuk öncesi kitaplar aldım ilk defa uçakta gördükleri için ilgilerini çekti oyalandılar. Elif giderken de dönerken de maşallah iyiydi. Teyzesi ile sohbet etti, kitaplarına baktı. 

uçakta bir küçük Ömercik
Emir bendeydi, giderken de dönerken de uçağın kalkış anında emzirdim. Emerken uçuşun ilk yarım saati uyuyakaldı rahat ettim :) Dönüşte pilotun anons sesine uyandı nerede olduğunu anlayamadı korktu verdi yaygarayı, sonra sakinleşti. Uçağın camından dışarıyı izledik. Anlamsız ve derin bir beyazlık, sonsuzluk içinde derin anlam içeren :)

Ömercik için ise “Yaramaz Tombi” demek istiyorum. Evdeki en uslu bebek dışarıda en yaramazı oluyor yahu. Giderken babasında mik mik durmadı, araştıracak illaki onu ver bunu ver.. Neyse ki dönüşte Ipad verdik eline,  gelene kadar oyun oynadı oh dedik. 

Dalaman Havaalanı , uçağı bekliyoruz
İnişlerde ve kalkışlarda su içirdik biberonla. Bu arada bir sırada yan yana olmaz dediler ama dönüş uçuşunda eşimin yanındaki koltuklar boştu, uçak kalktıktan sonra yanına geçmemize izin verdiler. Kim doğrusunu yaptı anlamadım. Ayrıca ek bir bilgi bebeklerin en ön koltukta uçmaları yasakmış :)

Uçakta yanınızda bulunsun:

  • Emzirme önlüğü
  • Su
  • Kitap, oyuncak
  • Atıştırmaklıklar
  • şarjı az olmayan Ipad, Iphone :)
Bir de hava alanından canım arkadaşım Şirin'ciğim ile karşılaşmam mı, eşi sürpriz tatil ayarlamış minik CAN'ları ile eşine :) bu vesile ile görüşmüş hoş bir hava alanı pozumuz olmuş oldu :)



Uçak yolcuğu sonrasında hava alanından otele Vito minibüs ile ulaşım sağladık. Diğer alternatiflerden hem daha uygun hem daha rahat oldu. Otelimiz bitiminde Belcekız Plajı olan sağında Ölüdeniz Parkına girişi kalan ana yol üzerinden Ölüdeniz 10-15 dakika yürüme mesafesinde lokasyon olarak süper fakat bildiğimiz pansiyonun bir tık üstü çıktı. Odada yerler fayans fakat halı yok, temizlik vasat banyo-tuvalet birleşik ve çok temiz değil;mümkün olduğunca az vakit geçiriyorsunuz.  Bebekler yıkayınca yatağa koymak dışında çere yok yoksa kayıyorlar. Ufak bebeğiniz -çocuğunuz varsa bu oteli önermem.
Yemekler, ikramlar içerik anlamında iyi. Personel çok güler yüzlü, ilgili. Ama benim için büyük hayal kırıklığı oldu.

Sabahın 6-30 -7:00 si gibi uyanmayı adet edinen bizimkilerin tatilde de bu alışkanlıkları değişmedi. Kahvaltıda, pekmez, ceviz, bebek ekmeği, peynir, sütünü ben aldım. Sadece yumurtayı restauranttan aldım. Öğle yemeklerinde tatile geldiğimiz sabah 5 de uyanıp pişirdiğim kıymalı sebze türlüsü yemeğini 3 gün yediler bitince milupanın yemeklerinden aldım. Meyve püresini hazır kavanozlardan yedirdim. Muhallebi yerine Aptamilin sütlü-pirinçli muhallebisini hazırladım yedirip uyuttum.



tatilin ilk akşamı araba uyuya kalan masum yavrularım
Tatilde odaya uyumak dışında hiç girmedik diyebilirim. Kahvaltı sonrası genelde denize gittik, deniz sonrası uyku, yemek ve havuzda geçirdik vaktimizi.Sudan çıkmadan :)

Öğle sıcağında odadan çıkmak istemediğimizde ise balkonda vakit geçirmeye çalıştık.




BELCEKIZ PLAJI: Otele en yakın olan halk plajıydı Belcekız Plajı denizin rengi mükemmel olmasına rağmen, çok dalgalı. Tatilin ilk günü etrafı tanımaya çalışırken gittik ama daha sonra gitmedik. Deniz kenarı taş. Bebek arabasını ilerlemiyor uzakta bırakıp yürümek lazım, üstelik bastığınızda biraz ayağınız içeri geçiyor böyle olunca yürümek zor, hele ki çocuklarla. Bir daha gitmedik bu plaja. Bunun yerine Ölüdeniz'e gittik.
   


Otelimizde bir çocuk bir büyük havuzu vardı. İstanbul'lardan kalkıp taaaa Muğla'ya gidip denizi geçtim otelin havuzunda bile yüzemedim. Çocukları havuzda bırakamadım yada uygun zaman olup bir fırsatım olduğunda da annelerini yüzerken görünce ortalığı bir birine kattılar :)

 
 



Bu aradaaaaa benim için güzel anılardan biri de  Elif'e, bana ve Aslı Teyzesine birer bileklik aldık :) Kız oldu da bileklik takıyor benim kızım. Hem de bilekli ne kendi çıkarıyor ne de benim çıkarmama izin veriyor :) Çıkardığı görünce "nerde anne nerde nerde" diyor.
Elif'e aksesuara çok özeniyorum ama kardeşleri çektiğinden takı, toka, küpe işleri ne zaman nasıl olacak bilemiyorum.



EN BÜYÜK TEŞEKKÜR TEYZEMİZE: Tatil boyunca çocukların peşinde koşan beslenmesinden, uyumalarına, eğlencelerinden,oyunlarına her şeye kendi canı gibi canından öte koşturan teyzemize sonsuz teşekkür. Hatta bazen benim yaptıklarımı beğenmeyen :) canım kardeşim iyi ki varsın. Büyüsün Ömer & Elif & Emir de inşallah seni tatile götürü teyzesi...
Ve geldik tatil yazımızın sonunaaaa; Efendim Ömer & Elif & Emir'i koy arabaya saatlerce yürü ne gıkları çıkıyor ne huysuzluk kalıyor. Çocuklarım evde çok sıkılmışlar dışarıya bayılıyorlar. Akşam saatleri çok huysuzlandıklarında oturttuk arabalarına çıktık yürüyüşe. Hem güzel, temiz açık hava hem bizim içinde çok keyifli oldu.  Evet benim için çok yorucu oldu ama evde olunca az mı yorucu ?? en azından bebeklerim bir müddet de olsa deniz, güneş, havuz keyfi yaptı. Daha ne isterim.
    
İnşallah seneye daha güzel bir yerde, bu sanırım güzel bir yerde kiralayacağımız ev olur daha geniş kadro ile  daha uzun bir süre tatil yapma şansımız olur :)


Sevgili Takipcim

Ramazan bayramından beri evdeyim stop. 
Annemi memlekete gönderdik biraz dinlensin diye stop. 
Yıllık iznimi aldım bebeklere ben bakıyorum stop. 
Allah anneme sağlık versin başımızdan eksik etmesin , o kadar diyorum stop  :) 
İlk fırsatta yeni yazılarımı ekleyeceğim fakat. 
Gece uykuları ayları büyuüdükçe kötüleşiyor. 
Nerdeyse hiç uyumadan yeni güne devam ediyorum. Bana naz niyaz son noktada, ne benli ne bensiz duruyorlar. 
Benden yemiyor benden uyumuyor ama beni bırakmıyorlar  :( 
İlk fırsatta devamı gelecektir. 

                                                                    Sevgiler

İnsanlık için küçük bizim için büyük bir konu: İlk Saç Traşımız :)

  Uzun zamandır Ömer ile Emir'in saçlarının kesilmesi konusu evde ana gündem :) 
Biz bayanlar çok terlemeleri nedeniyle çocuklara kıyamıyoruz saçlarını kestirelim diyoruz, babaları da yavrularımın o güzelim saçlarına kıyamam diyor. 

Öyle mi olsa böyle mi olsa derken sıcaklar iyice artınca, hadi bir deneyelim dedik; belki de huysuzluk eder kestirmezler :) böylelikle biz de vicdan azabından kurtuluruz; götürdük ama kestirmediler deriz :)


Aldık oğlanları gitttik mahalle berberine. Aman efendim benimkiler sus pus. Gıkları çıkmadı Maşallah. Güzel güzel oturup kestirdiler saçlarını :) E oğlum sizler için küçük olan bu konuyu biz çok büyütmüşüz.

 Babalarına itiraf edemedim ama :(  önceki saçları çok güzeldi be ... 
İçimden hayıflanıp sonra sonra neyse hem önümüz kış uzatırız  diye avunuyorum. 
Sizler için de traş sonrası fotoğraflarımızı ekliyorum, birden bebeklikten çıkıp çocuk oldular :) sanki 3 yaş büyüdüler traştan sonra.

He bir de mahallenin erkek berberinde; iki oğluyla gelmiş bir kadın konulu çalışmaya gelince :) çocuklar dursun diye şebeklik yapan, öyle mi oldu böyle mi oldu, şöyle olsa nasıl olurdu diye sorular soran, sürekli düşen saçları toplayıp poşetleyen bir anneydim :) Berberler de bu annelere alışkınlardır belki de. Değilseler de ayda bir alışacaklar artık :)



Hem Çocuklara Hem Büyüklere: Göztepe Parkı

Elif & Ömer & Emir& Öykü
 3 bebeğe genelde ilki kişi bakıyoruz. İki kişi üç bebek , sokağa parka çıkmak; indir bindir çok zor, hatta imkansız :) Dolayısıyla eğer 3. kişiyi bulabiliyorsak ki bu çok nadir çocukları alıp çıkarıyoruz :) 


Öykü,  Ömer&Elif&Emir'den yaklaşık 2ay büyük. Deniz Öykü'süne ben miniklerime hamileyken beraber vakit geçirip; doğdukları zamanın hayallerini kurardık. İşler güçler koşturmacadan dilediğimiz kadar sıkı görüşemesek de, en sonunda bir hafta sonu zaman ayarlayabildik. Daha önce gidenlerden metini duyduğum; çocuklar için  Göztepe Parkına gidelim dedim,  İyi ki de gitmişiz , hem çocuklar hem büyükler için çok keyfi verici bir park. Akülü arabamızı darahatlıkla süreceğimiz bir mekan :) hoş orda çok ilgilerini çekmedi ama...


Eskiden adı 60. yıl olan park; yerine Camii yapımı kararı alınıp, uzun süren tartışmalardan sonra Parkın yerine yine park yapılması kararı çıkıp büyük bir değişikliğe gidilip Göztepe parkı adını aldı. Bahçe düzenlemesi, yapay göl, akvaryum, park alanı, yürüyüş alanı, oturma yerleri ile Avrupa'da bir parka gitmiş  gibisiniz. 

Üstelik parkta saat başı açılan fıskiyeler müzik eşliğinde hem büyük bir görsel şov, hem de çocuklar için unutulmayacak bir eğlence imkanı sunuyor.  Daha önce gelen aileler tedbirli gelmişler :) çocukların üzerinde mayoları var. Biz hazırlıksız gittik, ama bir sonraki seferde hazırlık tek bebeler için değil benim için de olacak. İçim gitti :) niyeti bozdum"ayy yavrum yapma ıslanacaksın" diye gireceğim yanlarına :)

Ömercik ile suya dokunuş böyle başlamıştı
 
                                                Ve Böyle sonlandı :)