Lansinoh


 
Bu markayı seviyorum. Üstelik sanırım bunda kalitesi kadar renginin de etkisi var :)
 Bence en zarif renklerden biridir eflatun; daha bir seve seve alıyorum.


Daha önce bir yazımda da konusu geçmişti, hastanedeyken Medelanın Lactine Select büyük makinesini veriyorlar süt sağmak için. 4 gün boyunca bu makineyi kullandım bende, sonra eve çıkınca başka marka arkadaşımın verdiği makineyi denedim ama boşaltmadı sütleri, ağrım, sancım, sıkıntım oldu. Biz de hastanedeki makineyi kiralamak zorunda kaldık. Yaklaşık 5 ay; işe başlayana kadar kiralamaya devam ettik. İşyerinde kullanmak için daha pratik bir makine gerekince yine üçüz annesi olan Esra arkadaşım Lansinoh Affinity, çift taraflı elektrikli pompasını önerdi. Anladım ki aylarca boşuna kira vermişim. Aynı işi  fazlasıyla görüyor ve fiyatı çok uygun 135 tl civarında. Kesinlikle önereceğim bir ürün hem ikili olması çok büyük zaman kazancı sağlıyor. Ayrıca makinede kullanılan tüm parçalar, yedek parça olarak firmadan temin edilebiliyor. Kargo ile yolluyorlar.


Doğumdan önce deneyimlere istinaden göğüs pedini almıştım Lansinohun; diğer markalardan da denediğimde gördüm ki bu marka hem daha ince ve hem de gerçekten daha kuru tutuyor.


Gelelim en önemli ürüne; Lansinoh LatchAssist

Ürün açıklamasında: Doğumdan sonraki ilk günlerde, anneler göğüslerinin şiştiğini fark edebilirler. Bu geçici rahatsız durum, emzirmeyi zorlaştırır ve acılı hale getirebilir. Bazen anneler göğüs uçlarının normalde şiş ve çıkık olması gerekirken dümdüz olduğunu görürler. Bunun nedeni, ciltlerindeki çatlaklar ve çiziklerdir. 
Düzleşen göğüs uçları emzirmeyi çok güçleştirebilir. Eğer bebeğiniz bu durumda, düzleşmiş meme ucunu ağzına almakta ve emmekte zorlanıyorsa, siz ne kadar çabalarsanız çabalayın ve bebeğiniz de ne kadar uğraşırsa uğraşsın, yeteri kadar anne sütü ememeyecektir.  Bu tip durumlarda meme ucunuzu hafifçe dışarı çekebilmek çok önemlidir. Böylece bebeğiniz rahatça meme ucunu emebilecek ve rahatça süt alabilecektir. Düz meme ucu sorunu yaşayan anneler için, Lansinoh LatchAssist™ i geliştirmiştir: LatchAssist™, emzirmeyi kolaylaştırmak için meme ucunu dışarı çeken basit bir alettir başarılı emzirmenin ilk adımıdır." yazıyor. 

Bende durum aynen böyle bir sıkıntı oldu. Bebekler ememediler, eğer internette ne yapabilirim diye dolaşırken bu ürüne denk gelmeseydim bebeklerimi emziremeyecektim. Bu konuda Lansinoha minnettarım.

Yalancı Anakucağı, ne güzel şeysin sen...

Elif  - Ömer - Emir
 Bebekler eve geldikleri andan itibaren kendi odalarında ve beşiklerinde yattılar. Beslenme dışında çok kucağımıza almadık. Uyuyacakları zaman sallanan beşiklerinde uyuttuk. Fakat bebekler zamanla büyümeye başladıkça sıkılmaya başladılar. Daha önceden bebeklere anakucağı gelmişti, yaklaşık 2,5 aylıklarken yavaş yavaş anakucağına koymaya başladık. Hem müzikli hem titreşimli olan bu ana kucağında Ömercik ağlayınca titreşimi açınca sakinleşiyordu.

Neyse biz 3 bebek 1 anakucağı ile günlerimize devam ederken bir baktık Ömer ile Emir arasında yıldız savaşları var. Kucağımızda ağlayan bebeği anakucağına kokuyoruz susuyor kucağımıza aldığımız ağlıyor :) Dolayısıyla sayıyı arttırmak farz oldu, etraftaki arkadaşlara sorduk ama bulamadım. Ben de  fiyat – işlev performansına göre piyasa arştırması yapıp Kraft marka ev tipi anakucağında karar kıldım.  İlk önce bir tane, Elif Tanem’ciğim boşta kalınca toplam 2 tane anakucağı aldık ve tepe tepe hakkını vere vere kullandık.

Bebekleri sıra ile oturduğumuz koltuğun karşısına yüzleri bizi görecek şekilde dizip, ağlarlarsa ana kucaklarını oturduğumuz yerden ayağımız ile sallayabildik. Üzerindeki oyuncaklarla vakit geçirdikler oynadıklar çok sevdiler. Ayrıca eğimli olması da çok işimize yaradı biberonla beslerken de çok faydalandık.  Velhasılll mutlaka bir adet ev tipi anakucağınız olsun ;çok rahat edeceksiniz.
Bu dönemde çok faydalandığımız ve size ısrarla önereceğim bir diğer yararlı şey ise Playskool Egzersiz arkadaşım. İpek teyzemiz sağolsun vermişti bu oyuncağı; bu oyuncaktan değişik yollarla fazlasıyla faydalanadım :) ilk başlarda altına aynı anda iki bebeği birden yatırabiliyordum. Yukarı baktıklarında renkli üç oyuncak ve ayna görüyorlardı nasıl heyecanlanıyorlardı. Zamanla bu oyuncaklara uzanmaya çalışıp tutmayı, çekmeyi öğrendiler. Ortadaki oyuncağı çekince titreyerek düzeliyor buna bayıldılar. Diğerleri kum torbası gibi vurdukca geri geliyor. Hem kas gelişimlerini hem de neden-sonuç ilişkilerini öğrendikleri bir oyuncak bu.
He bir de bu oyuncağı anakucağının üzerine koyarak da kullandık. Her türlü faydalandık :)

 

Üçüz Annesi Önerisi:
  • Kraft Monkey Ev Tipi Ana Kucağı Yeşil -  fiyatı 89 - 99 tl arası değişen fiyat
  • Playskool İkili Egzersiz Arkadaşım - 70- 90 tl arası değişen fiyat

Sterilizatör Mevzusu

Bebekler olmadan önce bildiğim tek sterilizasyon makinesi kuaförede gördüğüm mikrodalga fırın şeklinde olandı. Seyhan'cım ne ihtiyacın var diye ısrar edip öğrenince hastaneye elinde sterilizatörle geldi. Ve bizi büyük bir yükten kurtardı.

Hastaneden çıkıp abimlerdeki ilk süt sağma operasyonum öncesi ekipmanların temizlenmesi gerektiğinde tanıştık canım sterilizatörümle. Sanırım on yüz bin milyon kez çalıştırmışızdır. Bana mısın demedi. Hala da kullanıyorum, memnunum.

Prensipte makinenin en altındaki çelik haznenin içine içme suyu koyup üzerindeki plastik ızgarasına yıkadığınız -temizlediğiniz biberonları dizmeniz yeterli oluyor. Kaynar buhar ile sterilizasyon yapılıyor. Biz her kullanımda mutlaka ama mutlaka her biberonu süt sağma ekipmanını ve günde 1-2 defa emzikleri steril ettik. Ayrıca çok yer kaplamıyor. Hatta seyahate giderken de tüm ekipmanları içine doldurup hem steril kalmasını sağlarsınız, hem de gerektiğinde rahatlıkla kullanırsınız.

Üçüz Annesi Önerisi:

  • Weewell Buharlı Sterilizatör WSB140

Dönmece , Döndürmece.. Dönence...

Emir Mert ve Dönence Sevinci :)
Dönence için herkesin farklı yorumu var, "ay aldım hiç bakmadı, gerek yok " diyen de var, "iyi ki almışım en az 10-15 dakika ilgisini çekti" diyende.  E ucuz birşey de değil mübarek, ben de o yüzden ilk başta dönence almadım. Dönencenin bebeklerin göz kasları gelişimi için yararlı olduğunu okumuştum.  Bebekler 3 aylıkken Yeliz teyzeleri Berke abilerinin dönencesini verdi; deneyelim bakalım dedik sevecekler mi. Yukardaki fotoğraf Emir'in dönencesi ile ilk buluşma anını görüntüledik :) Çok sevdi dönencesini denilen gibi en az 10-15 dakika oyalandı. Sıra ile Ömer ve Elif'ciği de denedik üçü de sevince; 3 çocuğa bir dönence yetmeyince düştük e-bebek yollarına dönence almaya :) Daha uygun fiyatlı olsun diye 2 adet manuel dönence aldık. Ömer ve Elif'in de beşiklerine mont ettik. Her gün 1-2 defa dönence açtık hem ilgilerini çekti hem biz rahat ettik. Müzik çaldıkca , oyuncaklar hareket ettikce büyük sevinç ve heyecan içinde izlediler.

Canımın içi, gözümün nuru Elif'im 5. aylıkken vücudunda aniden beliren ufak ufak çıkan kırmızı lekelerin kabarıp birleşip tüm vücudunu sarması ile ve yüksek ateş ile 5 gün hastanede yatmak zorunda kaldı. Ültiker ve enfeksiyon tanısı koydular. 2. gün dönenceyi istedik hastane odasına. Güzel kızıma hiç yakışmayan serum-ilaç-hastane odası konseptinde biraz olsun onu mutlu eden, oyalayan oyuncağı oldu dönencesi.



Üçüz Annesi Önerisi:
  • Otomatik dönencelerin kullanımı çok daha kolay olmakla beraber, manuelde olur, illaki bir model önermyeceğim.
  • Her dönencenin beşiğe monte edilirken sıkıştıran plastik yuvarlağının boyutu farklı , beşiklerin önündeki çubukların aralıklarını ve sıkıştırcak olan plastiğin boyuntunun uyumlu olması gerekiyor. Küçük gelirse dönenceyi tutmuyor. Dikkat etmenizi öneririm.

Gaz gaz gaz...Ne yapsan az...

İnsan anne- baba olup mini minnacık bebeğini kucağına alınca anlıyor ah ne önemliymiş bu gaz mevzusu :)Ciyak ciyak ağlayan kıvrım kıvrım kıvranan bebeğini görünce yaşanan çaresizlik ne büyük ne derin. Bir de kolikli bebekler var, Allah anne – babalarına kolaylık versin sabır işi yapacak hiçbişey yok. Çingene salıncağı, araba ile yolculuk yada battaniye ile sallamanın işe yaradığına dair rivayetler var ama iyi gelende var vız gelende.

Allah’a şükür kolikli bir bebeğim olmadı. Ama gecenin körleri günün her vakti “gaz”nedeniyle avaz avaz ağladıkları, çaresiz aklımıza gelen herşeyi denediğimiz başarıya ulaştığımız, çaresiz kaldığımız zamanlarımız çok oldu. Erkek bebek gazlı olur teznin aksine Elif çok gaz sancısı çekti.Kıvrım kıvrım kıvrandı çoğu zaman. İlk doğduklarında ağlarken bacaklarını karınlarına doğru çekiyorsa, karnı sert ise gazı olduğunu anlayabilirsiniz.  Bebeklerin gazı olduğunda sırasıyla: 
  • Karınlarına saat yönünde masaj yaptık
  • Karınlarına ısıttığımız havlu- bez koyduk
  • Bacaklarını karınlarına doğru yavaşça ittirdik, bisiklet çevirmemasajı yaptık.
  • Yine de olmuyorsa gaz ilacı olarak Nurse Harveys kullandım. Bizde işe yaradı. Umarım ihtiyacınız olmaz ama bitkisel olan bu ilacı rahatlıkla öneririm.


En Sonunda Beşimiz Bir Evde

Ömer & Elif & Emir
Bebeklerimin doğumunun 11.gününde Elif ile Ömer'i ; 17. gününde Emir’imi de hastaneden çıkarıp eve gelmemizle baştan sonra değişmiş hayatımıza başladık. 2 kişilik bir çiftten 5 kişilik çekirdek aile ve buna bağlı olarak annemin bizi bu durumda yalnız bırakmayıp bizimle kalmasıyla kocaman bir aile olduk. Annem hamileliğimin 5. ayı itibariyle benimle beraberdi, ya benim evimde ya annemlerde kaldım. Çünkü benim bakımımda bebekden farksızdı :( Bebeklerin doğmasıyla da iyice ayırdık babamdan artık tamamen çocuklarla benim oldu :)

Bebekler eve geldikten sonraki özellikle ilk 2 ay çok çok zor, yıpratıcı, yorgun, çoğu zaman çaresiz, tüm alışkanlıklarım, hayatım, bildiklerim gördüklerim alt üst olmuş hissederek geçirdim. Doğumla beraber değişen bedenim, yıpranan sinirlerim, lohusalık, hormonlar, süt üretim merkezi görevi, yorumlar, uykusuzluk, yorgunluklar, hayal kırıklıkları sanki her gün beni biraz daha bitiriyormuş gibi... Eski güzel ve güçlü günlerime hiç dönemeyecek hep böyle çaresiz, zayıf ve birilerine muhtaç kalacakmış gibi hissediyordum kendimi. Birden üç bebek annesi olmak demek, 3 minik bebeğin o dönem dağlar kadar büyük olan sorumluluğununun altında ezilmek , yok olmak ve bundan sonrasının hep böyle geçeceğini düşünmek demek. Senin ölüp bir üçüz annesinin doğması demek.

Bebeklerim, gece , gündüz  3 saate bir beslediğim günlerde sadece 1 saat uykuyla günleri geçirdim. İlk günlerimizde yutma refleksi henüz çok güçlü olmadığında 30 cc sütü yarım saat, 45 dakika içirebiliyorduk. Çoğu zaman süt genizlerine kaçıyor nefes alamıyorlardı :( Yorgunluk, halsizlik üzerine bir de bu tıkanmalar iyiden iyiye zorluyordu. Ömer’de bir de bir derin uyku ki uyandıramıyordum, doktor toparlanmaları için en geç 3 saatte bir besleyeceksin demişti ama paşanın umurunda değildik. Sarılık uyku yapıyor geçmesi için emmesi lazım; ama çocuk uyanmıyor. Elif ilk 40 gün uyuyamayan bebek oldu. Gece 12 den sabah 8 e kadar uyanık kaldığı geceleri biliyorum, uyuyamıyordu.  Sırayla besleme süremiz bu durumda git gide uzuyordu. Sonra gaz sancıları, süt sağma nöbetleri, yorgunluk, uykusuzluk, kara delik gibi çekiyordu içine.

Gündüzleri teyzem gelmeye başladı. Bana ve anneme destek moral her şey oldu. Sonra Bursa'da okuyan kardeşim canım Aslı'm her haftasonu yardıma gelmeye başladı; benimle bizimle oldu. İlaç gibi geldi...

İlk başlarda hayatımız bebek beslemek ve gaz çıkartmaktan ibaretti:

  • Birinci bebeği besle; gaz çıkart +10 dakika dik tut,
  • ikinci bebeği besle; gaz çıkart +10 dakika dik tut,
  • üçüncü bebeği besle; gaz çıkart +10 dakika dik tut, süt sağ; biberonları ve süt ekipmanlarını steril et ve bir bakmışsın hopppppp ilkn bebeğin besleme zamanı gelmiş.

 Bu şekilde günler gecelere karışmış durumda geçiyordu.Elimiz ayağımız- çetere defterimiz vardı bizim.  Her yeni güne yeni sayfa açtığımız Elif/Ömer/Emir diye 3 sütuna ayırdığımız. Bebeklerin  beslenme saatleri, kaç cc öğün aldıkları , çiş yada kaka ne yaptıklarını ve sayfa altına o güne dair notları aldığımız defterimiz. Sıra ile beslerken ilk bebeği daha biraz önce besledik gibi gelirken aslında ilk bebeğin beslenme saati geldiğini defterimiz sayesinde güzelce idrak ediyorduk :) Mesela bebeğin bir kaç gün kaka yapmama durumu olsa bu defterden bunu rahatlıkla görebilirsiniz, yoksa arada kaynar gider, benden söylemesi :) Çoğul bebek annelerine mutlaka öneririm. Sonrasında güzel bir anı oluyor.

Bebekler eve geldikten sonra bakımlarını yaparken dikkat ettiğimiz konular nelerdi :
  • Virüs almaları çok tehlikeli olduğundan ilk 4 ay kesinlikle ziyaretçiye izin vermedi doktorumuz. Ziyaretçi kabul edemedik.
  • Göbekleri düşene kadar her gün göbeklerini hastaneden verilen %70 alkol karışım ile sildik.
  • Her beslenme sonrası karbonatlı su ile ağızlarını silmemizi istediler bunu günde 3-4 defa yaptık.
  • Isı farkı olmaması için odalarından çıkarmadık.
  • 2 kat kıyafet giydirdik. 
  • Penye battaniye ile kundak gibi sardık.
  • Oda sıcaklığını maalesef 28-29 dereceden aşağı düşüremedik çok üşüdüler.
  • Her sabah kaynamış ılımış su ile göz bakımlarını yaptık.
  • Her 3 saatte bir mutlaka uyandırıp besledik.
  • Her beslenme öncesi mutlaka altlarını aldık.
  • Her beslenme sonrası mutlaka 10 dakika dik tuttuk gazını çıkardık.
  • Her kullanımda biberonları ve süt sağma ekipmanlarını steril ettik.
  • Odalarını her gün en az 15 dakika havalandırdık.
  • Gaz çıkarma operasyonu dışında bebekleri kucağımıza almamaya çalıştık, çok ufaklardı canlarını yakmaktan korktuk.
  • Her gün mutlaka yıkadık, ve bebekleri yağladık.
  • Çorabından havlusuna her şeylerini sık sık yıkadık ve mutlaka ütüledik.
  • Bebek odasına terlik ile girmedik.
  • Haftada  2 kez tırnaklarını kestim.
  • Bebek tartısı aldık, ilk zamanlar 2 günde bir sonrasında haftada bir tarttık; onlar kilo aldıkça biz mutlu olduk, moral aldık, yorgunluğumuzu unuttuk.
  • Hijyen nedeniyle her bebeklere dokunmadan, altlarını almadan önce ve sonra, mamalarını hazırlamadan önce ellerimizi yıkadık, kağıt havlu ve protex kullandık.
  • Sadece ilk iki ay şapka ve eldiven taktık sonra çıkardık.
  • İlk ay kontrolümüzde bebekler en az 1 kg alıp; doktorumuzdan “afferim”i de alınca güvenimiz geldi biraz yerine.
  • Onlarla hep konuştum, zaten en çok gördüğüm kişiler onlardı :)
  • Bize uyarlanmış isimlerinin geçtiği ninniler söyledim.
  • Bol bol fotoğraf çekmeye çalıştım.

Üçüz annesi önerisi:Önerilerimin çoğu yazı içinde mevcut, hiç geçmeyecekmiş bitmeyecekmiş, büyümezlermiş gibi gelen bu dönem geçecek. Saçlarınızı da yapacaksınız, dışarı da çıkacaksınız, sıcak yemek de geçecek boğazınızdan,sıcak çay da,  2 saat 3 saat deliksiz uyuduğunuz da olacak. Eğer imkanınız varsa etrafınızda kim varsa yardım isteyin. Bu dönemden daha çok yardıma muhtaç olduğunuz dönem olmayacak. Ayrıca bu dönemde size yapılanlar da yapılmayanlar da hiç unutulmayacak :(


Lo-hu-sa-lık

Okunuşu kulağa hoş gelen, "annelik" ile beraber geldiğinden en hoşundan gelen, yaşarken  en mutlu olduğum, Allah’ın verdiği en güzel hediyelerime kavuştuğum,en zoru gördüğüm, en uykusuz, en yorgun, en yalnız, en annemi anladığım ve ona muhtaç olduğum, her geçen gün beni eritmeye çalışan; lohusa tacı takmak dışında  tadını çıkaramadığım; şimdi yazmaya çalışırken nasıl anlatacağımı bilemediğim kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir dönem lo-hu-sa-lık.

06 Aralık gecesi sezeryan sonrası yatağıma geldiğimde karnımda çok derin bir acı hissediyordum, aynı anda içim, ruhum, canım ise 2 kat aşağıda yoğun bakım odasında yoğun bakım altında olan 3 bebeğimi henüz görememiş olmamanın derin acısı içindeydi. Öncelikler değişmiş annelik başlamış bile... Sabaha kadar gözümü bile kırpmadım, o halimle hadi deseler acı sızı görmez bebeklerime koşardım.

Ertesi gün 1 defa içeri girmeme izin verilen yoğun bakım odasını; günde 2 defa 1 saat açılan stordan bebeklerimi izleyerek geçtiği lohusalığım ilk iki haftası. Normalde 2 gece olan hastane doğum paketini 4 güne çıkardık. Hem çocuklarla aynı binada olmanın verdiği manevi huzur hem sütlerin hemen teslim edilebilmesi hem misafirlerimizi hastanede rahat ağırlayabilmek ve ulaşılabilir olmak güzeldi ama hastane virüsü tehlikesi nedeniyle daha uzun kalmamıza izin vermedi doktorumuz. Doğum yaptığım hastane evime çok uzak olduğundan; hastaneden çıkınca biraz abimlerde biraz annemlerde kaldık. Öyle acım sancım vardı ki değil bir başkası kendim için bile olsa şuradan şuraya hareket edecek gücüm yokken  ilk 11 gün boyunca her gün  12.00-13.00 ve 18.00 -19.00 saatleri arasında hastanede oldum ve 1 saat boyunca ayakta durup camdan izledim bebeklerimi. Bazen tansiyonum düştü bazen acıya dayanamadım oturma ihtiyacı duydum ama günün en güzel saatleri onlardı. Dünyanın en güzel mücevherlerini izler gibi izleyip izleyip döndük.  İlk günler beslenmeleri midelerine direk giden bir hortum ile yapıldı. Birkaç gün sonra biberonu denettiler, bebeklerin emme refleksi çok önemli. 15 Aralık'ta hastaneden aradılar; bebekler emerek beslenmeye geçtiler, hastaneye gelin emzirmeyi deneteceğiz diye. Bu bebekleri kucağıma alacağım kokularını duyacağım yüzlerini göreceğim demekti. 11 de hastanede oldum, özel önlük, bone, maske, steril işlemlerinden sonraaa yoğun bakım kapısının hemen arkasındaki ufacık odada emzirmeye hazırdım. Kalbim ağzımda, ilk Ömerciğim geldi; ammannn minicikmiş uzaktan makinenin içinde büyük görünüyormuş meğer.  Kucağıma aldım ohhhh işte o an oğlum kollarımda. Emzirmeyi öğretmeye çalıştı hemşire hanımlar ama yok Ömer efendinin hiç efor sarf etmeye niyeti yok. Emmedi. O yanımdayken Elif Tanem'i getirdiler. Elif'im, Elif Tanem'i aldım kucağıma en sonunda kavuştum.  lO ise biraz emdi 3-5 dk içinde bıraktı. Ayaklarım yerden kesilmiş döndüm eve. Ve Elif  ve Ömer’i   tam 11 gün sonra 17 Aralık günü hastaneden bebekleri teslim almamız için haber verdiler. Emir’in ise biraz daha kalması gerekiyordu.

17 Aralık günü sabah 10:00 da bu sefer içeri süt teslim etmek için değil de bebeklerimi almak için hazır bekliyordum. Kıyafetlerini içeri verdik. Heyecanla beklemeye başladık, hastane çıkışlarımızı giydirdiler. Araba mideleri bulanmasın diye aç olduklarını söyledikler. Veee Ömer’i annemin Elif’imi benim kucağıma verdiler ; Emir’im ise soğuk kuvözde kollarıma gelmek için biraz daha beklemek zorundaydı :) ve işte şimdi başlıyordu lohusalığım…

Soğuk mu soğuk olan 17 Aralık günü; E-5 de Kadıköy istikametinden Tuzla’daki evimize ilerliyoruz, arabanın ısısı 28-29 derece, kollarımızda bebeklerimiz, Emir’im ise hastanede; radyoda ilhan şeşen çalıyordu; “bana göre aşk laftan ibaret sana göre hayatın anlamı..” hayatın anlamı ve önceliği değişmiş ilerliyorduk evimize.

20 Aralık'ta hastaneden aradılar; yarın sabah bebeğinizi emzirmek için dediler. Gelmem miiiiiiiii uçarım kaçarım gelirim, yavrumu 3 gündür camdan da olsa göremiyorum zaten. Ertesi gün Emir’ime kavuştum. En ufak olmasına rağmen yarım saat emdi, kaldı kucağımda. En azimlisi çıktı. 5 gün sonra Emir de artık evindeydi. Bu sürede biraz bebek bakımı, süt hazırlanması içirilmesinde deneyim kazanmıştım diyebilsem de Emir’imin de kollarıma gelmesiyle her şey sıfırlandı, değişti, 3 bebek, 3 prematüre bebek, emzirmenin yasak olduğu, çabuk yorulduğundan biberonla beslenmesi gereken 30cc sütü 30 dakikada içebilen, gaz sancıları, nedenini bilmediğimiz ağlamaları ile daha çok küçük olan ufak 3 dünya yolcuları… Ben ise çaresizdim, birden 3 bebek sorumluluğu yüklendi omuzlarıma, en büyük korkum çocukların bakımında eksik kalıp, bakamayacağım. Zaman zaman dibe vurdum, günler geceler birbirinin içinde çoğu zaman günde sadece 1 saat uyku ile sanki her gün aynı geçecek bugünler bitmeyecek bu yük her geçen gün beni bitirecek gibi. En dibe vurduğumda annem oldu yanımda, sakin sakin, güzel güzel destek oldu. Rahatlattı anneliğimin güzelliklerini yaşamama yardımcı oldu, çoğu zaman yükümü o aldı taşıdı, yüklendi yükümü hafifletti. Ve elbette anne yarım teyzem ve kardeşimin de hakkını vermem lazım, başta bebeklerin bakımında olmak üzere her konuda bana destek olmaya çalıştılar, yanımda oldular.


Hastene çıkışında doktorumuzun önerisi üzerine medikaleciye uğrayıp korse aldık. Kocaman kesikli kocaman göbeğime nasıl korse takacağımı bilmiyordum ama bir ikiz annesinin mutlaka tak acın hafifleyecek demesi üzerine hadi alalım dedim. Ayrıca doğum sonrası çok çok fazla sırt ağrısı yaşadım. Doktorum bebeklerin doğumuyla vücut ağırlık dengesinin değişmesine bağlı olduğunu söyledi. En az 3-4 ay ağrı çektim, hatta anneme göre kamburlaştım. Bu dönemde karnımı toplaması için aldığım lohusa korsem çok işime yaradı. Bel ağrılarım azaldı. Karnımı da topladı. Kesinlikle öneririm. 

Üçüz annesi önerisi:

  • Olabilecek ilk imkanda uyuyun, uyuyun, uyuyun, uyuyun… 1 dakika da olsa 5 dakika da olsa her ne kadarsa uyuyun :)
  • Özellikle ikiz-üçüz bebeğiniz olacaksa; kimin bebek bakımında size yardımcı olacağı kesin olarak netleşsin. Hele bir doğsunlar da bakarız demek; doğduklarında büyük yorgunluk ve bakıcı sıkıntısı getiriyor.
  • Bol bol t-shirt alın, bebekleri kucağınıza alınca onları rahatsız etmesin diye dantelsiz, pulsuz, süssüz, %100 pamuk t-shirtler. Gazlarını çıkartmak için kucağınıza aldığınızda kusabilirler. Yada  hijyen nedeniyle sık sık değiştirmek gerekecektir.
  • ORTHOSOFT  - OS4312Hamile korsesi. 
  • İkili süt sağma makinesi kullanın, zamandan tasarruf edin, tek tek uğraşmayın.
  • Yapabiliyorsanız bol bol fotoğraf çektirin bu dönem zor ama hızlı geçiyor.
  • Kimseye kulak asmayın her çocuk başka, herkesin anlatacak bir hikayesi var ama bu sizin hikayeniz.
  • Çok zor ama geçecek...


Bu dönemde bebek bakımı ile ilgili yaşadıklarımızı ayrı bir kalemde yazacağım eğer bana , lohusalık dönemime dönecek olursak aşağıdaki önerilerimi sizinle paylaşmak isterim.

Dünyanın En Değerli Sütü: Anne Sütü

Eğer bebeğiniz doğduktan sonra kollarınıza gelene kadar bir müddet kuvözde kalması gerekiyorsa; bu süre içinde onun için yapabileceğiniz tek şey ona anne sağlamak. Kendiniz için ise yapabileceğiniz en iyi şey görüş saatlerinde hazır bulunup bebeklerinizi camdan izlemek ...


Ziyarete gelen hayırlı olsun diye arayan herkes sütünüz artsın diye bir öneride bulunacaktır :) Sütünüzüz artması için en önemli şeyin su tüketimi olduğu belirtilse de süt verirken deli gibi acıkıp tatlılara saldırıp, sürekli bir mide kazıntısı hali ile bol bol yiyeceksiniz. Ömrüm boyunca sade helva yemeyen ben her marka model deneyip Torku marka sade helvasında karar kılıp nasıl paket paket yiyebildim bilmiyorum :) Üstelik hep yedekli tutup biri bitmeden 2 paket daha aldırıp :)

Blog yazmaya karar vermemin en önemli nedenlerinden biri anne sütü konusudur. 


Kuvözdeki bebeğinize  sütünüzü nasıl sağıp - saklamanız gerekir:  
Hastane personeli sizden sağdığınız sütünüzü özel süt saklama poşetleri saklamanızı ve teslim etmenizi isteyecek. Burada en önemli nokta yaklaşık 100 -150 cc alan poşetleri olabildiğince az porsiyonlara bölerek saklamanız. Hemşirelerle konuşup bebeğin bir öğünde kaç cc süt aldığını öğrenin ve o kadar sütü poşetleyip hastaneye verin sütlerinizi. Bebekler özellikle ilk günlerinde her 3 saatte bir en fazla 20-30 cc içebiliyorlar. Derin dondurucudan çıkarılan süt çözülürse o öğünde tüketilmesi gerekir, 100 cc çözülürse gerisi ziyan olacaktır. Kalan süt bakteri üreteceğinden dökülür. Toplu süt götürürseniz derin dondurucuya poşeti  Hastanede 100 cc paketli sütler götürmüştüm hep, bebekler 30 içiyorlardı şimdi düşünüyorum da her öğünde en az 10 cc sütüm hep ziyan oldu.
Hastanede kaldığım sürede Madela nın Lactine Select modelini getirdiler ve her 3 saatte bir sağdık. İlk 2 gün sütüm neredeyse yok denecek gibiydi, sağdıkça gelmeye başladı. 4. taburcu oldum, daha önceden bir yakınımın verdiği makine ile sağmaya başladım ama sütü tam boşaltamadı. 1 gün böyle geçti ikinci gün ciddi rahatsızlık vermeye ağrı yapmaya başlayınca  makineyi kiralama kararı verdik. 5 ay boyunca ben işe başlayana kadar makineyi kiraladık. İşe başlayacağım zaman makine araştırmaya başladım. Benim gibi üçüz annesi olan Esra; Lansinoh Çiftli Elektrikli makinasını önerdi. Makine gerçekten iyi çekiyor ve fiyatı da gayet uygun. 3 aydır kullanıyorum çok memnunum öneririm.Bebeklerim ilk 21 gün sadece anne sütü aldılar. Öğünleri arttıkça sütüm yetmemeye başladı.  Daha doğmadan mama vermek zorunda kalacağımı bilsem de  çok üzülerek verdim. Sanki onlara kötülük yapıyormuşum gibi geldi. Ama yapacak birşey yok. Doktorumuz önce bize ismini yazmayacağım bir mama önerdi. E o zamanda mama kültürümüz yok verdim. Kızımın bağırsaklarından nasıl gurul gurul ses geliyor nasıl gaz yaptı kıvrım kıvrım kıvranmaya başladı. 1 gün 2 gün 3 gün geçti ama her mama yiyişinde aynı. Sonra doktorumuz ile görüşüp Aptamile geçtik. Ohh be dedim. Mamadan kaynaklı gaz sancıları kesildi. Rahatladılar tabii ki ben de. İlk başlarda 4 öğün anne sütü bir mama, 3 anne sütü bir mama, 2 anne sütü bir mama gibi gittik.  Gece saatlerine gelen öğünlerinde bazen anne sütünü içmedikleri , ziyan olduğu zamanlar oldu. Bu gitgide artınca gündüz anne sütü gece mama vermeye başladık. Zaten 6. ayda da yavaş yavaş ek gıdaya geçtik. Hala elimden geldiğince sütümü sağıyorum şifa niyetine az da olsa bölüştürüp veriyorum.
Üçüz bebekleriniz varsa anne sütü ile ilgili yaşacağınız en büyük ikilemlerden biri emzirme ya da sağıp biberonla verme olacaktır. Büyükler bana ne kadar emzir baskısı yapsa da. Ben sütümü sağıp eşit olarak üçüne bölüp bebeklerime vermeyi tercih ettim.  İçim böyle rahat etti, az içen çok içen oldu kaygım olmadı. Adaletli olarak verdiğime inanıyorum inşallah da öyledir. Bebeklerimi sütümü sağdıktan sonra emzirdim; ana öğün üzerine tatlı niyetine içtiler :)


Üçüz Annesi Önerisi:
  • Lütfen bebeğinizin her öğün içerceği süt miktarını öğrenip sütünüzü o miktarda poşetleyin
  • Süt saklama kapları yerine daha pratik ve hijyenik olan süt saklama poşetleri kullanın
  • Günde en az 3-4 litre su-sıvı tüketin
  • Her 3 saatte bir mutlaka ve mutlaka 15 dakika sütünüzü sağın.
  • Unutmayın ki anne sütü dışında her konuda sizden başkası bebeklerinize yardımcı olabilir, anne sütü ve emzirme bebek ile anne arasındaki en özel ve kuvvetli bağ.
  • İkili süt sağma makinası kullanın, böylelikle her sağmada 15 dakika kazanırsınız.
  • Lansinoh Affinity Çiftli Elektrikli Göğüs Pompası kesinlikle öneririm fiyatı da gayet uygun. (133 tl civarı)

Doğumumun Doğuşumuzun Hikayesi.. Ben Anne, Bebeklerim Dünya Yolcusu Olurken...



Geçmişe yönelik blog yazmak zormuş, hele ki 8 ay önceki hayatımın en özel gününe dönmek gerekirse. Taze taze yazmayı tercih ederdim ama o dönem bunun imkanı yoktu; hadi şimdi yazmaya başlamalıyım bakalım nasıl dökülecek elimden hikayemiz...

Hamileliğim "her an her şey olabilir" korkusuyla; hem çok uzun hem çok hızlı; bebeklerimin karnımı tekmeleyip anne biz buradayız dedikleri, içeride birbirleriyle tepişip yaşadığımız mücizeyi bana hatırlatmaları dışında tadını çıkaramadan geçti. Her ihtimali olan bu hamilelik; bebeklerin zamanında doğması, yaşaması, yaşayamaması, sağlıklarında sorun gibi  tüm olumlu ve olumsuz ihtimalleri barındırıyordu.Hani insan sevinsin mi delirsin mi  bilemeden dua ile gebelik haftasına hafta; gününe gün ekleyerek; evden doktor dışında çıkmadan sırt üstü yatarak geçen bir hamilelik. Sanki hiç hamile kalmamışım gibi özeniyorum sağlıkla, sorunsuz hamilelik geçiren anne adaylarına. Özendiğim hamile kıyafetlerim dolabımda hala giyilmeyi bekliyor. Ben evde en rahatından kıyafetlerle geçirdim hamileliği. 


İlk hamileliğimde bebeğimi 10. hafta kaybettim; hemde muayene esnasında hareket etmeyen bebeği görüp tokat gibi suratıma acı gerçek çarparak. Bebeği kaybettikten sonra bebek tebrikleri aldım, hayırlı olsun telefonları aldım. Bu süreci atlatmaya çalışırken birçok kişi ile konu ile ilgili konuşmak beni çok daha üzdü. Bu sebepten bir daha hamile kalırsam ilk 3 ay minimum kişi sayısı ile paylaşacağım demiştim. Bir de bunun üzerine üçüz hamilelik olunca hiççç kimse bilmesin bir kenarda yaşayayım dedim. Ama tabii öyle olmuyor; bin bir tembih ile paylaştığınız en yakınlarını bu güzel ve özel haberi, bin bir tembih ile yakınları ile paylaşıyor :)) Yani saklamak imkansız oldu. Ama en azından ilki kadar erken duyulmadı. Kimse bilmesin yorum yapmasın istiyordum, zaten kendi içimde bin bir düşünce ve sıkıntı ile geçirdiğim hamileliğim ile ilgili densiz yorumlar ve şakalar hiç çekilmiyordu.

18. haftama kadar çalışabildim. Ama ne çalışma ne çalışma sabah 8 de mesai başlayana kadar 6 defa kusarak. Gece 3 de başlayan kusmaların ardı arkası gelmiyordu. Öğle yemeği saatlerinde yemekhanede her türlü kokudan etkilenip aç gezerek 5,5 ayımı bitirdim. 

20. hafta itibariyle çalışmam yasaklandı be paşa paşa evde geçirdim. Annem , babam yazları memlekette geçirirler, evde olduğum bu dönemde annem gelene kadar kardeşim Aslı'cığım  geldi bizimle kaldı yardımcı oldu, bana baktı. Eylül ayında annem memleketten döndü ve artık bizimle kalmaya başladı. O gelince hamileliğimin en parlak dönemini yaşamaya başladım. Canımın çektiği yemekleri yapan, benimle dört dönen annem, hakkını ben ve pıtırcanlar nasıl ödeyeceğiz bilmem. 

Ekim ayında bebekler doğmadan önce evi boyatıp bebeklerden önce son tadilatları yapmaya karar verdik. O dönem annemlerde kaldım. Sonrasında ise doğum yapmaya karar verdiğim Medipol Hastanesi evime uzak olduğundan Kasım ayından sonra eşimle doğum olana kadar annemlerde kaldık. Sadece bebek odasının tamamlanması için evime bir kaç kez gidebildim. Günler annemin evinde günden güne büyüyerek, git gide ağırlaşarak, fiziksel sıkıntılar artıp, sadece doktor kontrollerinde dışarı çıkarak geçti. Bizler merak eden, moral vermek isteyen arkadaşlarımız gelip annemlerde gördüler, destek oldular. Bu arada sıkı bir beslenme listem vardı. Doktorum kilo konusunda çok hassastı, sadece bebekler için gerekli olan besinlerle beslendim kendime hiç kilo almadım. İlk zamanlar sadece karnımda top varmış gibi arkadan hiç belli olmuyordu hamileliğim, sonrasında önce kollar bacaklarda kocaman göbeğe dönüştü. Toplamda sadece 18,5 kilo ile hamileliğimi tamamladım.

İlk defa 33.haftamızda NST çekilmeye başlandı. Her bebek için 20 dakika toplam bir saat sırt üstü yatarak kocaman karın altında nefessiz kalarak fakat dünyanın en güzel sesini bebeklerimin kalp atış seslerini dinleyerek geçti. Zordu ama güzeldi. Tek bebeğe hamile olup pıtır pıtır inip çıkan şıkıdık elbiselerle çizmelerle gelen hamile anneleri görünce bir de kendi 45 numara ayaklarıma ve seçtiğim olabileceğim en rahat kıyafetlerin şıklığına bakıyordum :) Hastanedeki ebeler üçüz olduğunu duyup halimi görünce hep yardımcı olmaya çalışıyorlardı. Hatta doğum yaptığımın ertesi günü toplanıp beni ziyarete geldiler :) yılın annesi seçmişler...

Doktor kontrolüne en son 3 aralık Cumartesi günü gittim. Ama nasıl karnım burnumda, nasıl ağırım, nasıl oturmak zor, nasıl... Hastane kalabalık NST sırası için tam 1 saat beklettiler. Hiç olmayan sancım oturdukca artmaya başladı. kötüleştim, NSt de de ağrılar görüldü. Açılma olmadığından evimize döndük. Doktorumuzla anestezi yönetimini konuştuk ben Epidural anestezi ile doğum istiyordum bebeklerin ilk anını göreyim diye. 12 Aralık gününe mutabık kaldık. Suite oda için rezervasyon yaptırdık, doğum fotoğrafçısına haber verdik. Ve günleri saymaya başladık. 

33 haftamız bittiğinden beri iyice ağırlaşmıştım, bebekler artık iyice aşağı indiler, kasıklarımda ağırlıklarını ve hareketlerini hissediyordum 20 dakikada bir tuvalete çıkar oldum. Hatta tuvaletten çıkamaz olmuştum. Belimden aşağısı ödem tuttu 45 numara ayaklar kocaman bacaklarım oldu, ödemler öyle ağrı vermeye başladı ki. Yatmalar kalkmalar çok zorlaştı. Pazar gecesi ağrılarım arttı ama normaldir çocuklar büyüdüler dedim endişe etmemeye çalıştım. Pazartesi günü karnım sertleşti. Çocukların hareketleri yavaşladı ama hiç hareketsiz olmadıklarından dedim büyüdüler yerleri kalmadı herhalde. Pazartesi akşam eşime dedim elini koydu yok hareket var dedi hadi endişeye vermedik. 06 Aralık Salı günü oldu. Karnımın şekli iki yana topaklı yamuk bir hal aldı. Kasıklarım çok ağrıyor. Hareketler de aynı yavaş. 3 e kadar bekledim. Eşimi aradım gel de bir kontrole gidelim diye. Bu arada doğum için 12 Aralık planladığımızdan hastaneye gidip anestezi vs işlemleri için kan vermemiz lazımdı.  4 gibi hastanede olduk. Ultrasona alındık çok şükür bebekler iyi ama alttan muayenede 1 cm açık çıktı. Doktorum " Sultan'cım seni hastaneye yatırıp, 12 Aralık'a kadarmüşehadeye alalım, bu arada ciğer geliştirici iğneyi de yapalım dedi. Ben doğumun başladığını, doğum yapacağımı anlamadım, fark edemedim. Tamam dedim, ne bilirdim bizimkiler gelme niyetine girmişler :)

 Odaya geçtik NST çekilmeye devam etti. Saat bu arada neredeyse 7 oldu ve bana bir sancı geldi ki belim ikiye ayrılıyor gibi, kasıklarımdaki ağrı şiddetlendi, bu zamana kadar hiç yaşamadığım bu ağrılar doğum sancılarıydı. Doktorumu çağırdılar hemen rahim ağzı iyice açılmış, bebeğin kafası sıkışmış hemen alacağız dedi. Oda başıma yıkıldı. 

Ağlıyorum da ağlıyorum doğmasınlar daha çok erken diye.  Hani sadece kontrol altında kalacaktım da 12 Aralık'ta doğacaklardı. Birkaç gün daha kalmaları için elimden ne gelse yapardım ama maalesef doğum vakti gelmiş. Doktorumuz "artık yapabilecek bir şey yok bebeğin hayatını tehlikeye atıyoruz" deyince yapacak bir şey olmadığını anladım. Ebeler moral veriyorlar 33+4 olmuşsun üçüz için gayet iyi bir zaman üzülme diye. Ne kadar zor durumdayım, onların sağlığı için doğmasınlar isterken, onların sağlığını tehlikeye atma durumu var.

Tolga'nın Top 10 diye isimlendirdiği; aklıma gelen ilk kişileri aradım hemen, network kuruldu, doğum haberi verildi.Ben doğuma girerken yavaş yavaş hastaneye yakınlarımız gelmeye başladı.  Aslı'mın (kardeşim) üniversitede sınav haftasıydı, aradım Aslıcık yarın sınavın var mı dedim, yok abla dedi, peki işin var mı dedim yok dedi sonrasında hiaaaaaaaaaa diye ağlayarak ben doğuma giriyorum gelll dedim. Yavrum alel acele Bursa terminaline ışınlanarak gece 12 gibi hastanede oldu. Aslıcık hepimiz seni seviyoruz. 

Bu arada doğum fotoğrafçısını aradık 8 de sezeryana giriyoruz yetişin diye, Nazan Hanım hemen yola çıktı yetişti bize. Ben sezaryan için hazırlanırken yavaş yavaş hastane dolmaya başladı. Ben epidural yaptırsam mı diye düşünüyordum, ama öyle acil alındık ki, öyle korkarak titreyerek  doğuma girdim ki hiç sorulmadı bile direk genel anestezi oldum. Zaten o durumda epidural yapalım deseler ben yalvarırdım genel olsun diye. Çenelerim birbirine vura vura, korkudan ağlaya ağlaya, aklıma ne gelirse okuya okuya ameliyathanede son hızla yapılan hazırlıkları izledim. Narkoz sonrası uyanacağım yeni hayatımda minik bebeklerimin hepsinin benimle  sağlıkla, hayal ettiğimiz, dilediğimiz, dua ettiğimiz gibi beraber olalım diye dualar ettim..


Ve derin uykumdan uzaktan gelen yüksek bir erkek sesi ile uyandım; "nefes al nefes al" niye ki ben derdeyim; aa doğuma giriyordum en son, ama çok canım yanıyor acıdan nefes alamıyorum ki, karnım, karnım çok acıyor, nefes almak çok zor  hala korkuyorum çenelerim birbirine vuruyor. 

Hayatımda hiç bu kadar canımın yandığını acı duyduğumu hatırlamıyorum. Karnımda tarif edemeyeceğim kadar derim bir acı, acıdan nefesim kesiliyor  Konuşmak çok zor ama anneliğimin ilk anlarında "Bebeklerim nerede" "kuvöze girdiler mi" diye dökülüyor kelimeler ağzımdan. Kuvöze girmişler, yalnızlar orda :(... Bensiz ne yapıyorlar acaba...

Hepsinin iyi olduğunu söylediler ve bebeklerim 33+4 de:
1. Numara Ömer Eymen – 2320 gr    -  06 Aralık 20:18
2. Numara Elif  Tanem -   2280 gr    -  06 Aralık 20:19
3. Numara  Emir  Mert -  1750         -  06 Aralık 20:20 gr doğdular.


Saat 22:30 gibi beni odama çıkarabildiler. O acıdan rengim bembeyazdı. Odada herkes beni bekliyordu. Annem babam, abim, dayımlar, teyzemler, Selvi, Menşure Teyze, Duygu, Emine, İpek, Altuğ-Yeliz, Uğur-Kadriye Şirin-Serdar, Ayfer Teyzem, Gökhan-Şeyma, Nejla Teyze- Ali Amca, Seyhan. Herkes mutlu, yoğun bakıma girerken bebekleri kapıda görebilmişler. Selvi ağlayarak "Sultan çok güzeller çokk" diyor. Ben yarı kendimde yarı baygın.  Ohh diyorum çok şükür güzeller :) 

O gece sabaha kadar gözlerimi kırpmadım. 2 kat aşağıda yoğun bakım denen odada hemşireler tarafından yoğun bakımları yapılan 3 tane minik bebek vardı artık henüz annesinin kollarına gelip kokusunu alamamış.. Annesi nasıl uyusun daha seslerini bile duyamadan... Bende girdim facebooka duyurdum sosyal medyaya:

"Minik üçüzlerimiz Ömer & Elif & Emir bugün dünyaya gözlerini actılar. Bu mutlu haberi siz dostlarimizla paylaşıyoruz. Koşuyolu, Medipol Hastanesindeyiz."

Anneydim artık ben ciğeri üçe bölünmüş, bebeklerine  günlerce yoğun bakımda cam kenarlarından bakıp, kokularını içine çekmek için bekleyecek olan...
Bebeklerimle kavuşma anımız ve yoğun bakım dönemimiz bir sonraki yazıda ...

Üçüz Annesinin Önerisi:
  • En geç 29 , 30 hafta itibariyle çantanız ve siz hazır bir şekilde bekleyin :)
  • Doğuma  acil girmeniz halinde kimlere haber vereceksiniz önceden belirleyip yakınlarınıza liste verin :)
  • "Hastane çantası" yazımda belirttiğim çantanızda olması gerekenler kontrol edin

Bebek Yıkama :)

Elif ile Ömer 11. gün; Emir'ciğim 16. gününde kuvözden çıkıp eve gelebildiler.
Hastanede bebekleri vermeden önce bebek bakım eğitimi verdiler ve göbekleri düşmeden önce bebekleri yıkamayın dediler. Gel gelelim ki 30-31 derece evde bebekler 3.gün kokmaya başladı :)

Ömer ile Emir'in göbekleri Ömer evde, Emir kuvözde iken aynı gün düştü. Ayrı olsalarda kardeşlerin göbekleri aynı gün düşünce çok duygulanmıştım. Elif  Tanem Hanım efendimin ise 18. günü gördük. Akşam altını açarken bir baktım göbek düşmüş, haydı geçmiş olsun :)

Neyse Ömer tamam da Elif'i göbeği düşmeden yıkamaya başladık. Kıyafetleri peteğin üzerine dizildi, battaniye, havlusu, havlunun içinin tülbenti, şapka, tulum , eldiven, iç body,çorap,alt içliği. Bebekler üşümesin diye 1-2 dakikada alel acele yıkayıp alel acele giydirdik.

Bebekler doğduklarından beri her gün mutlaka yıkandılar. Kar, kış, fırtına, soğuk, demedik daha el kadarkenden beri hiç aksatmadan mutlaka yıkadık. Bebekleri yıkayıp onların rahatladıklarını görünce biz onlardan çok rahatladık.Ah bir de tertemiz kıyafetlerini giyip mis gibi kokularını içe çekmek var ya her şeye değer bu dünyada.

Ömercik Yıkanırken
Bebekleri file ile yıkamayı tercih ettik. Aman bebek düştü, elimizden kaydı derdi yok. Tamam vücudu ayakları suya değmiyor ama zaten el kadar bebeği suyun içine bırakamıyorsun ki apar topar iki dakikada yıkayıp, giydirdiyorsun üşümesin diye. Zamanla ben de alıştım. 3. aylarında kendim de çok sıkışırsam yıkayabiliyordum bebekleri. Ama yorucu olan bebekleri yıkamak değilde 3 bebek için 3 kova suyu önce odalarına taşı, sonra yıkandıkları suyu banyoya taşı, taşıma işi yordu bizi. Ben ameliyatlı sezaryenin sıkıntıları devam ediyor, annemin kolu malum hassas, o bana ben ona kıyamaz taşıdık durduk.

Bebekler 5-6 aylıkken Duygu ziyaretimiz geldi, artık bebeğini banyoda duşda yıkadığını söyledi. Bizde deneyelim dedik. Biri kuvetin içinde bebeği yıkarken biri suyu tutuyor. Yıkama bitince 2. yardımcı oyuncu bebeği kapıp giydirmeye götürüyor o arada içerideki yıkamacı 2. bebeği yıkıyor :) Böylelikle su taşı derdimiz bitti daha hızlı yıkadık bebekleri.

Havalar düzeldikçe bebekleri yıkama telaşımıza biraz da keyif eklendi. Işık hızında soyma -yıkama ve giydirmemize gerek kalmadı. Daha rahat yavaş yavaş keyifle yıkamaya başladık bebekleri.

6. ay kontrolümüzde doktorumuz OK BABY Flipper Evol Banyo Oturağını önerdi. Kimseye ihtiyacın olmadan ve üzerin ıslanmadan rahatlıkla yıkarsınız dedi. Ben de bu yıkamam aparatını almak için önce indirime girmesini bekledim, baktım girmiyor yaz ayları bizim duş seans sayısı arttı hemen aldım. 


Emircik OK BABY oturağında yıkanırken
Çocukları bu sıcaklarda her gün, atta çoğu zaman günde 2 defa yıkıyoruz. Ek gıdalarada geçmiş olmamız münasebetiyle ekstra ihtiyacımız oluyor. Zaten bu sacaklarda yıka 2 saat sonra yine aynı. Oturak sayesinde  ikinci kişiye de ihtiyaç olmuyor. Ohh mis gibi yıkayıp milli formamız olan çıt çıtlı bodimizi giyinip güne devam ediyoruz :)
Dün akşam bebekleri sıra ile yıkıyordum, 3.bitince bir ohh çekip; beşiz de olabilirdi çok şükür üçüz diye geçirdim içimden :) Neymiş üçüz anneliği bardağın hep dolu tarafını görmekmiş.

Üçüz Annesinin Önerisi:
  • Bebek banyo küveti ve filesi
  • 6. aydan sonra OK BABY Flipper Evol Banyo Oturağı
  • Arzum bebek banyo termometresi
  • Bubchen Banyo Süngeri
  • İlk haftalarda yıkamak için sünger yerine ince, yumuşak tülbent

Hamilelikte Grip Aşısı

Çalıştığım firma her yıl Eylül - Ekim ayında çalışanlarına grip aşısı olma imkanı sunar.Geçen yıl duyuru geldiğinde bebeklere 25 haftalık hamileydim. Kadın doğum doktoruma danıştım önerdiğini söyledi. Hem hamilelikte hem sonrasında lohusalık döneminde vücut dirençsizken de koruyucu olması açısından önemliymiş. Aşıyı yaptırdım ve kış boyu hiç hasta olmadım, belirtmek isterim :) 
Üçüz Annesinin Önerisi: Hamilelikte grip aşısı yapılması önerilirse hemen reddetmeyin bir düşünün.

İsim Seçimi


Nedendir bilmem ama erkek çocuklarında Yiğit, Mert, Bora, Yağız gibi gücü çağrıştıran sıfat ağırlıklı isimleri seviyorum, seviyordum, yıllarca sevdim ama benim oğlanların isimleri farklı oldu :)

Çift isimleri seviyorum. Tamam zor olur, tamam birinci isimle çağırırlar ikincisi olur tamam burası Türkiye ama daha ortada hiç çocuk mevzuumuz yokken bebeğimiz olursa  iki isim koyarız diye karar vermiştik. Ayrıca daha karizmatik olduğu da kesin. Üçüz bebek olunca 6 isim bulmak demek oldu bu :) Altı isim bulmakta hiç sorun yaşamadık daha da gerekse bulurduk :)

Üçüzlerin o soğuk hastane odasında bize ultrason ekranından sürprizzzz diye bağırdıkları gün hastaneden dönerken; üç bebekli hayat nasıl olur,olacaktır diyerek heyecanla hayaller kurduk da kurduk. İçlerinden biri erkek olursa Ömer olsun dedi babası, adaletli, güçlü olsun bunu isminden alsın diye. 

Bebeklerden birinin ismini belirledik de bundan sonrasında ben isim sitelerinde bakınıp durdum listeler hazırladım bir türlü beğendiremedim babalarına. O isim tikican, bu isim light, öbürü şöyle derken diğer ikisi kaldı. Kız olursa Elif  olsun istedi yine babaları :) 

Dedim ki herkes Elif, çok Elif var başka isim bulalım. Ama çok istedi kıramadık, kızımızın ilk ismi de belli oldu. En sona kaldı bir erkek. Ömer - Elif tamam. Bir akşam yine isim listesi ile geldim eve. Emir'i okuyunca a bak iyi dedi Emir -Ömerle de Elif le de uyumlu. Heh çok teşekkürler en sonunda babamız bir ismi beğendi :)  İlk 3 ismi tamamlamış olduk :) 

Ömer'in ikinci ismi Eymen'i de yine isim listesinden bulduk. Ama Elif ve Emir'in ikinci isimlerini doğana kadar karar veremedik.

Elif'e ikinci isim Ela yada Aylin düşünüyordum ama Ela ile Elif çok benzer Aylin'i de sevemedi bir türlü babaları. Hastanede birden aklıma "Tanem" ismi geldi, Elif'in ikinci adı Tanem mi olsa dedim, odadaki herkes çok beğendi. Gerçekten de çok güzel oldu "Elif Tanem" ismi. 

5. ayda renkli ultrason çekiminde doktorumuz; karındaki pozisyonlarına göre ilk doğacak bebeğin erkek olduğunu söyledi ve sordu adı ne olacak diye ; babalarıyla göz göze gelip aynı anda "Ömer" dedik. İlk Ömer ismine karar verdiğimizden ilk bebek Ömer oldu. Kız zaten tekti, en son doğan bebeğim de Emir'im oldu.

Doğumun ertesi günü babaları nüfus cüzdanlarını çıkartmaya gidecekti. Emir'imin de ikinci adını hadi Mert olsun dedim. Mert'im oldu. Emir Mert'im mert oğlum benim.

Ama kızın ikinci ismi konusu  amman ne büyük sorun ne büyük. O ismi bu ismi beğenmeyen babası, en sonunda odada ranstgele bulduğumuz "Tanem" adına onay verdi. Hepimizin gönlüne yattı Tanem ismi.

07 Aralık Çarşamba günü taze bir baba elinde doğum evraklarıyla 3 bebeğine nüfus cüzdanı çıkartıyordu; elindeki ufak kağıdı menmure hanıma verip isimleri bunlar diyordu:

Ömer Eymen 
Elif Tanem
Emir Mert...