En Sonunda Beşimiz Bir Evde

Ömer & Elif & Emir
Bebeklerimin doğumunun 11.gününde Elif ile Ömer'i ; 17. gününde Emir’imi de hastaneden çıkarıp eve gelmemizle baştan sonra değişmiş hayatımıza başladık. 2 kişilik bir çiftten 5 kişilik çekirdek aile ve buna bağlı olarak annemin bizi bu durumda yalnız bırakmayıp bizimle kalmasıyla kocaman bir aile olduk. Annem hamileliğimin 5. ayı itibariyle benimle beraberdi, ya benim evimde ya annemlerde kaldım. Çünkü benim bakımımda bebekden farksızdı :( Bebeklerin doğmasıyla da iyice ayırdık babamdan artık tamamen çocuklarla benim oldu :)

Bebekler eve geldikten sonraki özellikle ilk 2 ay çok çok zor, yıpratıcı, yorgun, çoğu zaman çaresiz, tüm alışkanlıklarım, hayatım, bildiklerim gördüklerim alt üst olmuş hissederek geçirdim. Doğumla beraber değişen bedenim, yıpranan sinirlerim, lohusalık, hormonlar, süt üretim merkezi görevi, yorumlar, uykusuzluk, yorgunluklar, hayal kırıklıkları sanki her gün beni biraz daha bitiriyormuş gibi... Eski güzel ve güçlü günlerime hiç dönemeyecek hep böyle çaresiz, zayıf ve birilerine muhtaç kalacakmış gibi hissediyordum kendimi. Birden üç bebek annesi olmak demek, 3 minik bebeğin o dönem dağlar kadar büyük olan sorumluluğununun altında ezilmek , yok olmak ve bundan sonrasının hep böyle geçeceğini düşünmek demek. Senin ölüp bir üçüz annesinin doğması demek.

Bebeklerim, gece , gündüz  3 saate bir beslediğim günlerde sadece 1 saat uykuyla günleri geçirdim. İlk günlerimizde yutma refleksi henüz çok güçlü olmadığında 30 cc sütü yarım saat, 45 dakika içirebiliyorduk. Çoğu zaman süt genizlerine kaçıyor nefes alamıyorlardı :( Yorgunluk, halsizlik üzerine bir de bu tıkanmalar iyiden iyiye zorluyordu. Ömer’de bir de bir derin uyku ki uyandıramıyordum, doktor toparlanmaları için en geç 3 saatte bir besleyeceksin demişti ama paşanın umurunda değildik. Sarılık uyku yapıyor geçmesi için emmesi lazım; ama çocuk uyanmıyor. Elif ilk 40 gün uyuyamayan bebek oldu. Gece 12 den sabah 8 e kadar uyanık kaldığı geceleri biliyorum, uyuyamıyordu.  Sırayla besleme süremiz bu durumda git gide uzuyordu. Sonra gaz sancıları, süt sağma nöbetleri, yorgunluk, uykusuzluk, kara delik gibi çekiyordu içine.

Gündüzleri teyzem gelmeye başladı. Bana ve anneme destek moral her şey oldu. Sonra Bursa'da okuyan kardeşim canım Aslı'm her haftasonu yardıma gelmeye başladı; benimle bizimle oldu. İlaç gibi geldi...

İlk başlarda hayatımız bebek beslemek ve gaz çıkartmaktan ibaretti:

  • Birinci bebeği besle; gaz çıkart +10 dakika dik tut,
  • ikinci bebeği besle; gaz çıkart +10 dakika dik tut,
  • üçüncü bebeği besle; gaz çıkart +10 dakika dik tut, süt sağ; biberonları ve süt ekipmanlarını steril et ve bir bakmışsın hopppppp ilkn bebeğin besleme zamanı gelmiş.

 Bu şekilde günler gecelere karışmış durumda geçiyordu.Elimiz ayağımız- çetere defterimiz vardı bizim.  Her yeni güne yeni sayfa açtığımız Elif/Ömer/Emir diye 3 sütuna ayırdığımız. Bebeklerin  beslenme saatleri, kaç cc öğün aldıkları , çiş yada kaka ne yaptıklarını ve sayfa altına o güne dair notları aldığımız defterimiz. Sıra ile beslerken ilk bebeği daha biraz önce besledik gibi gelirken aslında ilk bebeğin beslenme saati geldiğini defterimiz sayesinde güzelce idrak ediyorduk :) Mesela bebeğin bir kaç gün kaka yapmama durumu olsa bu defterden bunu rahatlıkla görebilirsiniz, yoksa arada kaynar gider, benden söylemesi :) Çoğul bebek annelerine mutlaka öneririm. Sonrasında güzel bir anı oluyor.

Bebekler eve geldikten sonra bakımlarını yaparken dikkat ettiğimiz konular nelerdi :
  • Virüs almaları çok tehlikeli olduğundan ilk 4 ay kesinlikle ziyaretçiye izin vermedi doktorumuz. Ziyaretçi kabul edemedik.
  • Göbekleri düşene kadar her gün göbeklerini hastaneden verilen %70 alkol karışım ile sildik.
  • Her beslenme sonrası karbonatlı su ile ağızlarını silmemizi istediler bunu günde 3-4 defa yaptık.
  • Isı farkı olmaması için odalarından çıkarmadık.
  • 2 kat kıyafet giydirdik. 
  • Penye battaniye ile kundak gibi sardık.
  • Oda sıcaklığını maalesef 28-29 dereceden aşağı düşüremedik çok üşüdüler.
  • Her sabah kaynamış ılımış su ile göz bakımlarını yaptık.
  • Her 3 saatte bir mutlaka uyandırıp besledik.
  • Her beslenme öncesi mutlaka altlarını aldık.
  • Her beslenme sonrası mutlaka 10 dakika dik tuttuk gazını çıkardık.
  • Her kullanımda biberonları ve süt sağma ekipmanlarını steril ettik.
  • Odalarını her gün en az 15 dakika havalandırdık.
  • Gaz çıkarma operasyonu dışında bebekleri kucağımıza almamaya çalıştık, çok ufaklardı canlarını yakmaktan korktuk.
  • Her gün mutlaka yıkadık, ve bebekleri yağladık.
  • Çorabından havlusuna her şeylerini sık sık yıkadık ve mutlaka ütüledik.
  • Bebek odasına terlik ile girmedik.
  • Haftada  2 kez tırnaklarını kestim.
  • Bebek tartısı aldık, ilk zamanlar 2 günde bir sonrasında haftada bir tarttık; onlar kilo aldıkça biz mutlu olduk, moral aldık, yorgunluğumuzu unuttuk.
  • Hijyen nedeniyle her bebeklere dokunmadan, altlarını almadan önce ve sonra, mamalarını hazırlamadan önce ellerimizi yıkadık, kağıt havlu ve protex kullandık.
  • Sadece ilk iki ay şapka ve eldiven taktık sonra çıkardık.
  • İlk ay kontrolümüzde bebekler en az 1 kg alıp; doktorumuzdan “afferim”i de alınca güvenimiz geldi biraz yerine.
  • Onlarla hep konuştum, zaten en çok gördüğüm kişiler onlardı :)
  • Bize uyarlanmış isimlerinin geçtiği ninniler söyledim.
  • Bol bol fotoğraf çekmeye çalıştım.

Üçüz annesi önerisi:Önerilerimin çoğu yazı içinde mevcut, hiç geçmeyecekmiş bitmeyecekmiş, büyümezlermiş gibi gelen bu dönem geçecek. Saçlarınızı da yapacaksınız, dışarı da çıkacaksınız, sıcak yemek de geçecek boğazınızdan,sıcak çay da,  2 saat 3 saat deliksiz uyuduğunuz da olacak. Eğer imkanınız varsa etrafınızda kim varsa yardım isteyin. Bu dönemden daha çok yardıma muhtaç olduğunuz dönem olmayacak. Ayrıca bu dönemde size yapılanlar da yapılmayanlar da hiç unutulmayacak :(


2 yorum:

Esin dedi ki...

merhaba, bende 33 haftayken dünyaya gelen ve şuan 14 aylık olan ikiz kız annesiyim.. yazdıklarınızı okuyunca tekrar o günlere gittim, o kadar çok şey var ki aynı olan.. defter tutmaktan tutunda, kullandığımız sıvı sabuna kadar birçok şey HARFİYEN aynı :) o günleri çok istesemde ne yazık ki not edemedim ,derfterimde sayfalar hep yarım kaldı (bırakın blog yazmayı) sizi bu anlamda da ayrıca kutlarım :) sevgiler..

Esin dedi ki...

şimdi farkettim bloğunuzu gecikmeli olarak tuttuğunuzu :)
çok iyi fikir , anılar henüz tazeyken bende düşünebilirim .. şuan çalışıyor olmak belki biraz engel ama fırsat bulunabilir istenirse değil mi ? :)