Hastane Seçimi

Medipol.. Sağlıcakla...

Şu bir gerçek ki üçüz anne adaylarının, tek bebek bekleyip hastane hastane gezip armudun sapı üzümün çöpü var diye doğum yapacağı hastaneyi seçmeye çalışan anne adayları kadar hastane seçme lüksü yok.

Üçüz hamilelik = Erken Doğum = bebeklerin kuvözde kalması ihtimali = bebek başına 1500 TL * bebeklerin kaç gece kalacağı formülüne göre sonuç sizi paşa paşa kuvöz ücreti SGK tarafından ödenen hastaneler listesi çıkarılıp sapı da olsa çöpü de olsa doğum yapmak zorunda bırakıyor.

İşte bu yüzden yıllardır kontrolünde olduğum, gebeliğimi son ana kadar takip eden güvendiğim doktorum sadece belirli ve özel hastanelerde doğum yaptırdığından doğumda tanımadığım bir doktora gitmek zorunda kaldım. Doğumu özelde yapamayacağımızı anlayınca hastane araştırmaya başladım. SGK güvenceli yenidoğan bakımı iyi ve doğum konusunda deneyimli bir hastane olan Medipol Koşuyolu hastanesinde karar kıldık. Araştırırken fark ettim ki birçok kişi bu hastanede doğum yapmış ve hepsi memnun.

Üçüz bebek gebeliği riskli gebelik kapsamında değerlendirildiğinden ilk önce uzman Hakan Bey'e randevu aldık. Hakan Bey muayene etti bebekleri tek tek gördük fakat kendisinin takip edemeyeceğini operator doktor arkadaşlarından birini seçmemiz gerektiğini ve hepsinin de çok başarılı olduğunu belirtti.

Doktor araştırmalarımız sırasında Op. Dr. Şükriye Leyla ALTUNTAŞ'ı çıktı karşımıza ; benim ve bebeklerim için büyük bir şans oldu Leyla Hanım. Güler yüzü, deneyimi ve pozitif bakış açısı ile bu süreçte bizi rahatlattı, destek oldu. 

Hastanedeki en büyük sorun randevuların arasının onar dakika olması. Kapıda karnı burnunda    muayene olmayı bekleyen kadınlar ve saatlerce sarkmış randevu saatleri ile gergin ve yorucu bir bekleyiş var. Hastane yönetimine bu belirtilse de hastahanelerin ticarethane olma gerçeği ile yüz yüze geliniyor. Kontroller sırasında randevu saatinde gidip yaklaşık 1,5 saat kocaman bir karınla oturmak zorunda kaldığım sıkıntılı muayenelerim oldu.İyi gidip, sancılı döndüm. Benim gibi karnı burnunun üstünde bir gebe için saatlerce oturmak ızdıraptan başka bir şey değil.   Hatta doğumdan 3 gün önce kontrolde NST sırası beklerken o karın ile tam 1 saat beklettiler. Oturmaktan sancım başladı. Hemen NSTye alındım, dinlendirildim. Bu yaşanan sıkıntılar tamamen hastane yönetimi - yönetimsizliği ile ilgili; doktorumuzdan çok memnunuz.  Umarım bu konuda biraz düzeltme çalışması yaparlar çünkü hem hasta hem doktor için yıpratıcıydı.

Doktorumuz Leyla Hanım üçüz bebeklerin genelde en geç 34. haftada doğduklarını belirtti ve 12 Aralık 2011 tarihi için sezaryen planladı. Bizim için olabilecek en iyi tarih buydu.  

12 Aralım için planlanmışken; 06 Aralıkta 33+4 de ani bir şekilde gelme kararı aldı benim minikler. Bebeklerin doğduğu günü baştan sonra ayrıca yazacağım. Ama bu yazımda hastaneyi doğum  için önerdiğimi belirtmek isterim. Ebe ve hemşireleri çok deneyimli ve doğum sonrası bakımı güzel yapıyorlar hem de moral veriyorlar. Genel anestezi ile uyanırken anestezi sıkıntısı yaşamadım.  12 Aralık için suite odayı kiralamıştık, doğumumuz plansız olunca normal odada kaldık, biraz ufak olduğundan ve çok misafir geldiğinden sıkıntımız oldu biraz. Temizlik iyi. Ulaşım E-5 üzerinde olduğundan gayet kolay. Bu arada sezeryan paketinde 2 gece konaklama var. Bebekler hastanede olduğundan ve çok ziyaretçimiz olduğundan 4 geceye uzattık biz; daha da kalacaktım ama hastane enfeksiyonu tehlikesi nedeniyle doktorumuz önermedi eve çıktım. Genel olarak memnun kaldık hastaneden. 

Gelelim bebek yoğun bakım kısmına. Bebeklerim doğar doğmaz kuvöze girdiler. Hatta Ömer'ciğim sıkıştığından 2 gün solunum cihazına bağlanmak zorunda kaldı. Elif ile Ömer 11. gün Emir'im 16. gün çıkabildiler kuvözden. Bebek yoğun bakım kısmında eleştirebileceğim en önemli konu: bebekleri görmek için yoğun bakım odasına  annenin sadece 1 kere girebilme hakkı olması. Baba ise hiç giremiyor. Başka hastanelerde her gün 1 defa bebeklerini görmeye izin veriyorlarmış, bu ne kadar büyük bir lüks ve mutluluk. Biz ise her gün 12:00 -13:00 ve 18:00-19:00 saatleri arasında bebek Yoğun bakım Ünitesinin camlarının stor perdeleri açılıp, görüş saati başlayınca camdan bebekleri izleyebildik. 1 saat sonra storlar kapanıyor ve bir sonraki görüş saatine kadar görmek yasak. 

Bu arada annenin bebekleri için yapabildiği tek şey; her 3 saatte bir anne sütünü sağıp; süt saklama poşetlerinde hastaneye teslim etmek. Onlar da beslenme saatlerinde doktorun belirlediği cc kadar sütü bebeklere veriyorlar.İlk başlarda emme refleksi olmadığından hortum ile direk midelerine sütü şırınga ediyorlardı, sonra emmeye başladılar; biberonla aldılar. Biz hastaneden çıkarken bebekler 3 saatte bir 30cc besleniyorlardı.

Bebekler 06 Aralık Salı günü akşam 20:18 - 20:19 ve 20:20 de doğdular ve direk kuvöze girdiler. Hemşireler ertesi gün 12 de bebekleri görmek için yoğun bakıma gireceğimi ve sadece 1 defa görme hakkım olduğunu söylediler. Ben sezeryan sonrası o kadar büyük acı içindeydimki ayakta durmak bir yana yatakta doğrulmak bile çok acı veriyordu. Yoğu nbakıma kadar tekerlekli sandalye ile gittim. Sonrasında hijyen nedeniyle yürüterek içeri aldılar. O anki hislerimi doğum yazımda yazacağım ama :) yoğun acı içinde 3 kuvözü ve bebekleri gezdim ama ne bir şey anladım ne uzun uzun bakabildim, ne kokularını içime çekebildim, ne elime aldım, ne sarılabildim. Aslı'cığımın ben içerdeyken çektiği video görüntülerini izledim durdum. Onlarla avundum. Elbette bir sonraki görüş saatini heyecanla bekleyerek. Hastane kısmında şimdilik aklıma gelenler bunlar; aklıma gelirse yine yazarım. 

Üçüz Annesinin Önerisi:
  • Hastane ile doğumdan önce detaylı konuşun. Doğumda hangi maliyetler ekstra çıkabilir, hangisi SGK tarafından karşılanacaktır belirleyip. Genel maliyeti belirlemek gerekir.
  • Bebeklerinizin kuvözde kalma ihtimaline istinaden, evinize yakın bir hastane olmasını tercih edin.

0 yorum: